Önlisans Hemşire Öğrencilerin Ölüme İlişkin Yaklaşımlarının incelenmesi AN INVESTIGATION OF NURSING STUDENTS' APPROACHES TO DEATH Gülten ÖZALTIN*, Özlem IŞIL** * Doç.Dr.Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Psikiyatri Hemşireliği ABD Başkanı, " Yrd.Doç.Dr.Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Psikiyatri Hemşireliği ABD Öğretim Üyesi, İSTANBUL ÖZET Bu çalışmada, üç ildeki dört okulda Hemşirelikte Kişilerarası İlişkiler ve Psikiyatri Hemşireliği derslerini alan 285 önlisans hemşirelik öğrencisinin ölüme ve ölümcül hastaya yak- laşımları incelenmiştir. Örnek vaka olarak bir öğrencinin ölen bir hastasına ilişkin hazırladığı rapor, öğrencilere verilmiş ve öğren- cilerin bu raporu açık uçlu iki yanıtla değerlendirmeleri istenmiş ve elde edilen veriler iki uzman hemşire tarafından değer- lendirilmiştir. İki dersi alanlar arasındaki empatik yanıtlar karşılaştırıldığında, öğrencilerin ölüme ilişkin bastırılmış duygu- larının ve ölümcül hastaya yaklaşımlarının verilen eğitimle değişmediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Ölüm, Ölümcül hasta, Ölümsüzlük gereksinimi, Basmakalıp yaklaşımlar T Klin Tıbbi Etik 1997, 5:10-15 SUMMARY This investigation was conducted with the aim of deter- mining the approaches of student nurses to death and the ter- minal patient. For this purpose, a student nurse's report con- cerning her feelings and ideas about a dead patient was distri- buted to 285 nursing students who have attended Interpersonal Relations in Nursing and Psychiatric Nursing classes in four schools in three provinces and they were asked to evaluate the report with two open ended answers. These answers were then evaluated by two specialist nurses. Comparing the answers of the students who took the two courses, it can be concluded that, the suppressed feelings and their approach to the terminal pa- tient does not change with education. Key Words: Death, Terminal patient, Need for immortality, Stereotypical approaches T Klin J Med Ethics 1997, 5:10-15 Günümüzde bilimin dramatik hayat kurtarma bu- luşları ile dikkatler daha uzun süreli, daha sağlıklı ve da- ha genç kalarak yaşamaya yönelmiştir. Genç kalmak ve genç görünmek için akıl almaz çabalar harcanır. İnsanlar yaşamın acı gerçekleri ile baş edebilmek için bilinçli ve bilinçsiz pek çok savunma düzeneği kullanırlar. Değiştirilemez ana gerçeklerle yüzleşme şeklimiz, yaşamımızı biçimlendirir ve yaşam felsefemizin çatısını oluşturur. Bunlar; kendimiz ve yakınlarımız için ölümün kaçınılmaz oluşu, yaşamın belirli bir anlamdan yoksun oluşu, kimlerle ve nerede olursak olalım temelde yalnız oluşumuz ve yaşamımızı kendi irademizle biçimlendirme özgürlüğümüzdür (1). Varoluşumuzu biçimlendiren bu temel gerçekleri yadsımadan kucaklayabilirsek kişisel değişimimizi sağla- yarak ruh sağlığımızı daha güçlendiririz. Geliş Tarihi: 09.09.1996 . •, Yazışma Adresi: Dr.Gulten OZAI.TIN Marmara UtıJv*ŞŞgjfeşsı Hemşirelik Yüksekokulu Psikiyatrı Remş¥eiiği ABD, İSTANBUL Yaşamın gerçekleri arasında en kolay anlaşılanı ölümdür. Ölüm gerçeği ile çok erken tanışırız, insanın özünde varoluşununu sürdürme isteği ile ölümden kurtu- luş olmadığı gerçeği arasında süreglden bir çatışma yaşanır. Ölümü yadsıma yolları onu Azrailin eylemine dönüştürmede, canavarlaştırmada, şeytanlaştırmada ve drakula öykülerinde yaşanır. Böylece ölüm kişileştirilince ondan kaçıp kurtulmak da olanaklı görülür. Bu dışlaştır- ma, ölümün özünü İçimizde taşıdığımız gerçeğiyle daha kolay baş etmemizi sağlar. Hayalet öyküleri, dev masal- ları, korku filmleri vb. ile ölüm gerçeğini köreltiriz. Yaş i- lerledikçe ölüm, bilincin derinlerine daha güçlü olarak gömülür (2). Dinlerin yardımı ile sonsuz huzura kavuşmak isteriz. Kalıcı yapıtlarla ve çocuklarımız aracılığıyla köklerimizi geleceğe taşıyarak ölümsüzlüğü yakalamaya çalışırız. Aklımızın bizi bunalımdan koruyan biilnçötesi bölümü, ölümün çağrıştırdığı dehşeti ayrıştırır. Bu gerçek, ancak çok sevdiğimiz bir yakınımızın kaybında, ölüme kıl payı yakın olduğumuzu algıladığımız anlarda aralanır ya da rüyalarımızdaki karabasanlarla yüzeye çıkar (3). 10 T Klin Tıbbi Etik 1997, 5