Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi / Dumlupınar University Journal of Social Sciences 43. Sayı Ocak 2015 / Number 43 January 2015 200 TÜRKİYE’DE 1980 DÖNÜŞÜMÜ SONRASI İSTİKRARSIZ BÜYÜMENİN EKONOMİ POLİTİĞİ Ferhat APAYDIN Öğr. Gör. Adıyaman Üniversitesi MYO Dış Ticaret Bölümü, fapaydin@adiyaman.edu.tr Süleyman AÇIKALIN Yrd. Doç. Dr. Hitit Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, suleymanacikalin@hitit.edu.tr ÖZET: Gelişmişlik farkına bakılmaksızın bütün ülkelerin hedefi refah düzeylerini yükseltmek veya en azından korumaktır. Refah ekonomisi olmak için istikrarlı ekonomik büyüme gelişmekte olan ülkeler açısından öne çıkmaktadır. Öte taraftan, büyümenin istikrarlı olması, istihdam yaratması ve adil paylaşımı gibi konular gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye açısından önem arz etmektedir. Çalışmada ekonomi politik bağlamında 1980 sonrası Türkiye’nin büyüme odaklı fotoğrafı çekilmiş ve durum analizi yapılmıştır. Türkiye’nin yeterince hazırlık yapmadan 1980’ler itibariyle kapılarını uluslararası rekabete açması ve 1990’lar boyunca devam eden küresel sistem ile bütünleşme girişimleri sonucunda çarpık gelir dağılımlı, yüksek işsizlik olan ve ş kaynaklara bağımlı bir ekonomik yapının ortaya çıktığı belirlenmiştir. Anahtar Kavramlar: Türkiye Ekonomisi, Neoliberal Dönüşüm, Ekonomik Büyüme POLITICAL ECONOMY OF UNSTABLE GROWTH IN TURKEY AFTER 1980 TRANSFORMATION ABSTRACT: The goal of all countries regardless of their economic development positions is to improve or at least to preserve their economic welfare levels. Stable economic growth stands out for developing economies to become a welfare economy. On the other hand, stable growth rates, job creation, and equal income distribution are other important topics for developing economies as well as Turkey.A growth oriented photograph of Turkey after 1980, in the context of political economy, has been taken and it is analyzed in this study. It has been determined that as a result of opening Turkish economy into international competition without adequate preparations in 1980 and also integrating Turkey into the global financial system throughout the 1990s, a distorted economic structure with an uneven income distribution, a high unemployment rate, and a high degree of dependency on foreign resources has appeared. Key Words: Turkish Economy, Neoliberal Transformation, Economic Growth Giriş Ekonomik büyüme; düşük gelir düzeyi ile tanımlanan ve eşitsiz gelir dağılımı, işsizlik ve yoksulluk gibi önemli problemleri olan Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ) açısından çok önemlidir. Ekonomik büyümenin anlamı en basit olarak, toplumun hayat standardının yükseltilmesi, yani, kişi başı gelirin arttırılmasıdır. Bir ekonomi ne kadar büyürse, halkın talep ettiği mal ve hizmet miktarının karşılanma oranı o ölçüde artacaktır. Ekonomik büyümeyi istenilen düzeye ulaştırmak ve bunu belli bir hızla sürdürmek yani istikrarlı büyüme tüm ülkeler için önemli bir hedeftir. Yüksek büyüme hızları makroekonomik başarının bir göstergesidir. Ancak bunun istikrarlı olması da benzer şekilde önemlidir. Bu bağlamda, gelişmekte olan ülke kategorisinde yer alan Türkiye için ekonomik büyümenin istenilen düzeyde tutulması ve istikrarlı bir şekilde sürdürülmesi ülke içerisinde refah artışı sağlamak adına bir ön koşuldur. Kalkınma ve gelişmişlik adına istikrarlı ekonomik büyümenin yanı sıra mali, siyasi, hukuki ve sosyal alanlarda gerekli düzenlemelerin tamamlanması gerekmektedir. Bu konuların bir kısmı günümüz küresel ekonomileri ile sorunsuz bir birliktelik adına yapılması zorunlu bir özellik taşımaktadır. Bu bağlamda, küresel finansal sistem ile uyumlu çalışabilmek için gerekli yasal düzenlemelerin ve orta vadeli yapısal reformların önemli bir kısmı 1980’lerin ikinci yarısı ve 1990’lı yıllarda gerçekleştirilmiştir. Ne yazık ki, artan finansal serbesti ve küresel bağlar sonucunda Türkiye daha dalgalı bir ekonomik büyüme süreci yaşamıştır. Buna benzer sonuçlar gelişmekte olan diğer bazı ülkelerde de yaşanmıştır. Literatürde istikrarsız büyümenin kaynaklarını inceleyen ampirik araştırmalarda, S. Fischer (1993) cari açıkların, Doğruel (2002) istikrar politikalarının uygulamalarındaki temel problemlerin ve Yeldan (1996) ise kısa vadeli spekülatif sermaye hareketlerinin istikrarsız büyümeye yol açtığına değinmiştir. Eleren ve Karagül (2008) Türkiye’nin 1990’lardan sonra yaşadığı krizlerin temelinde dış açığın olduğuna ve dolayısı ile Türkiye ekonomisinin kırılganlığının nedeninin ülkenin dışa bağımlılığı olduğuna dikkat çekmişlerdir. Tarı ve Kumcu (2005) Türkiye ekonomisinde büyümenin seyrini, kısa vadeli sermaye hareketleri ve cari açıklar başta olmak üzere; enflasyon, faiz oranları ve kamu açıklarının istikrarsız kıldığını açıklamışlardır. Bu bağlamda kısa vadeli sermaye hareketleri büyümeyi büyük ölçüde oynak halde getirmektedir. Spekülatif yapıdaki kısa vadeli sermaye hareketleri faiz oranları, döviz kurları ülkedeki siyasi ve sosyal ve uluslararası gelişmeler gibi birçok nedene bağlı olarak büyük miktarda dalgalanma göstermektedir. Benzer şekilde fiyatlar genel düzeyindeki dalgalanma ekonomik istikrarın sağlanamamasından önemli bir etkendir. Türkiye açısından 1980 sonrası dönem için yapılan genel değerlendirmelerin çoğunda 1989 yılında alınan 32 Sayılı Karar ile konvertibiliteye geçişle birlikte büyümenin daha istikrarsız bir trend izlediği öne sürülmektedir. Bu çalışmada Türkiye’nin 1980 sonrası deneyimine daha çok ekonomi politik perspektiften bakılacaktır. Çalışmanın ana vurgusu 1980 sonrası getirilen düzenlemeler sonucu serbestleşen kısa vadeli sermaye hareketlerinin ekonomik büyümeyi önemli ölçüde istikrarsızlığa sürüklediği yönündedir. Bunların yanında 1980 sonrası uygulanan diğer reformların da istikrarsızlığa etkisi olduğu