Amme İdaresi Dergisi, Cilt 54, Sayı 3, Eylül 2021, 69-84 Geçmişten Günümüze Siyaset Felsefesi: Şimdi Nerede? Seval YAMAN Öz: 1950’lerde siyaset teorisinin en önemli isimleri siyaset felsefesinin öldüğünü ilan etti. Bu malumun ilamı olsa da aynı zamanda siyaset teorisinde yeni bir dönemin başladığının da işaretiydi. Bu makale, siyaset felsefesinin ölme noktasına nasıl geldiğini anlamlandır- maya çalışırken, siyaset teorisi ve siyaset bilimi ile ilişkisinin değişim ve gelişimini tarih- sel olarak irdelemekte ve günümüz dünyasındaki konumunu sorgulamaktadır. Bu kap - samda siyaset felsefesinin Antik Yunan’la başlayan serüveninde geçirdiği önemli dönüm noktalarını, özellikle pozitivizm etkisi ile bilimler hiyerarşisinde kendine yer bulma çaba- sını ve davranışçı ekolün disiplindeki en baskın paradigma olarak ortaya çıkmasıyla bu çabanın disiplini kendi içinde nasıl keskin bir ayrıma sürüklediğini incelemektedir. Siya- set teorisinin ampirik yaklaşıma teslim olduğu savına karşı, bu makalede içinde yaşadı- ğımız çağın yeni sorunlarıyla baş edebilmek için yüzümüzü yeniden normatif yaklaşıma çevirip çevirmeyeceğimiz tartışılmakta ve siyaset felsefesinin artık ömrünü tamamladı - ğını iddia edenlere karşı siyaset felsefesine ihtiyacımız olup olmadığı araştırılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Siyaset bilimi, siyaset felsefesi, siyaset teorisi, davranışçılık, doğa felsefesi, pozitivizm. Political Philosophy: Now and Then Abstract: In the 1950s, the most influential philosophers of political theory declared that political philosophy was dead. Although this was an announcement of the well known fact, it was also a sign that a new era had begun in political theory. This article aims to uncover how political philosophy came to the point of death and how the relationship of political philosophy with political theory and political science evolve and aims to ques- tion the place of political philosophy in today's world. In this context, this article exam- ines the important turning points of political philosophy in its historical adventure started with Ancient Greece, especially its struggle to place itself in the hierarchy of sciences under the effect of positivism, and how this effort led the discipline to a sharp distinction within itself (between science and philosophy), with the emergence and the development of the behaviouralism as the most dominant paradigm in the discipline. Against the ar- gument that political theory has dominated by the empirical approach, in this article it is discussed whether we should turn our face to the normative approach again in order to cope with the new problems of the new age we live in, and it is investigated whether we Dr. Öğr. Üyesi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü. ORCID: 0000-0002-9451-3602 Makale geliş tarihi : 05.07.2021 Makale kabul tarihi: 07.09.2021