125 EKÜMENOPOLİS (Ecumenopolis) Adnan KARATAŞ Dr. Öğr. Üyesi, Atatürk Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü, adnan.karatas@atauni.edu.tr ORCID: 0000-0003-2399-8013 Ekümenopolis, genellikle bir gezegenin veya bölgenin tamamını kaplayan veya oldukça büyük bir kısmını kaplayan devasa bir şehirsel bölgeyi tanımlayan bir kavramdır. Terim, Yunanca "oikoumenē" (οἰκουμένη) kelimesinden türetilmiştir, bu da "dünyanın yerleşik bölgesi" anlamına gelir. Ekümenopolis, insan nüfusunun yoğunlaşmasıyla oluşan ve şehirlerin büyümesiyle ortaya çıkan bir fenomeni ifade eder (Asimov, 2004: 9). Ekümenopolis terimi, ilk olarak 1967 yılında Yunan mimar ve planlamacı Konstantinos Doxiadis tarafından kullanılmıştır. Doxiadis'e göre, ekümenopolis, hızlı nüfus artışı, kentleşme, kentsel genişleme ve altyapı bağlantılarındaki gelişmeler gibi faktörlerin bir araya gelmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Böyle bir şehirsel bölge, büyük bir nüfusa, karmaşık bir ekonomiye, kültürel çeşitliliğe ve altyapı sistemlerine sahip olabilmektedir (Stamenovic, Predic ve Eres, 2020: 44). Ekümenopolis kavramı, genellikle bilim kurgu eserlerinde ve geleceğe yönelik tahminlerde ortaya çıkmaktadır (Tinnin, 2023). Bu tür hikayelerde, insanlar dünyanın tamamını kaplayan devasa şehirlerde yaşarlar. Bu şehirlerde, yüksek binalar, gelişmiş ulaşım sistemleri, yoğun nüfus ve karmaşık sosyal yapılar bulunur (Caves, 2005: 210). Mevcut büyük şehirler, genellikle nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu bölgelerdir, ancak bu şehirlerin çevresinde kırsal alanlar, boş araziler ve doğal bölgeler bulunur. Bununla birlikte, bazı mega kentler, nüfus yoğunluğu, ekonomik faaliyetler ve altyapı sistemleri açısından ekümenopolis benzeri özelliklere sahip olabilir. Ancak, mevcut mega kentler, ekümenopolis benzeri özelliklere sahip olabilir (Doxiadis, 1975). Örneğin, Tokyo-Yokohama bölgesi Japonya'da yoğun bir nüfus ve kentsel gelişme gösteren bir alan olarak kabul edilebilir. Bu bölge, neredeyse 38 milyonluk bir nüfusa ve büyük bir metropol alanına sahiptir. Benzer şekilde, New York metropolitan bölgesi, Meksiko Şehri, Delhi -NCR (National Capital Region) gibi mega kentler, yüksek nüfus yoğunluğu, yoğun kentsel gelişme ve altyapı bağlantılarıyla ekümenopolis benzeri özelliklere sahip olabilir (Elliott, 2008). Ancak, belirtmek gerekir ki bu mega kentler hala çevrelerinde doğal alanlar, kırsal bölgeler ve boş araziler gibi yerleri barındırır. Tam anlamıyla bir ekümenopolis olabilmesi için tüm bu alanların tamamen kentsel hale gelmesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerçek dünyada tam ölçekli bir ekümenopolis örneği bulunmamaktadır ve genellikle spekülatif veya kurgusal çalışmalarda yer almaktadır (Chu, 2010: 100).