397 İSLAMCI DERGİLERDE SİNEMA ALGISI ÜZERİNE BETİMSEL BİR DEĞERLENDİRME Ali Ulvi Özbey * Giriş Sinema uyguladığı teknikler sayesinde izleyicinin bakarken görmemesini sağlayan çok önemli bir zanaat olarak kendini göstermektedir. İzlediğiniz her bir karenin kendine has özelliği bulunduğundan ve siz bunun teknik boyutuna hâkim olamadığınızdan sinemanın bu eşsiz ve dahiyane gücüne kendinizi kaptırırsınız. Verilmek istenen mesaj aşk dolu hikâyelerde seyirciye ulaştırılabildiği gibi çok basit ve sıradan çizgi filmlerle de aktarılabilir. Bu konuda düşüncemizi desteklemek adına referans olarak göstereceğimiz sinema eleştirmeni Nijat Özön’e göre, sinemayı bir propaganda aracı olarak da kullanabiliriz. Üstelik görüntülerinin inandırıcılığı, kandırıcılığı ve etkililiği yüzünden propaganda araçlarının en güçlüsüdür (Özön, 1984, s. 8). Cengiz T. Asiltürk “Sinemada Diyalektik Kurgu” isimli eserinde sinema ve sinema seyircisini betimleme şekli dikkate değer bir nitelik kazanmaktadır. Ona göre, izleyicilerin, katılmaya can attıkları bu büyülü ritüeller karşısında, ziyaret ettikleri bir tapınağın önündeymişçesine pür dikkat durmaları da sinemanın nedenli etkili bir sanat olduğunu gösterir. Sinemanın yaratıcıları olarak kabul gören Lumière Kardeşler’in bu ilk film gösteriminden kısa süre sonra hızla yayılan sinema; insanlar için tutkulu bir eğlence, kimi ülkeler içinse önemli bir sanayi kolu oldu. Sinema filmlerinin Amerikan ihracat listesinde özel bir önem taşıması en somut örneklerden biridir. Bugün herhangi bir ülkede bir yıl içinde gösterimi yapılan Hollywood filmlerinin sayısı göz önüne alındığında; sinemanın, ABD’nin dış ticaret hacmindeki yeri kolayca görülecektir (Asiltürk, 2008, s. 9). Asiltürk’ün 20002li yıllarda dile getirdiği gerçekliği André Bazin 1966 yılında şu şekilde ifade etmektedir:” Sinemanın çağdaş yaşamdaki önemini kanıtlamak artık gereksizdir. Birkaç rakamı hatırlatmak yeter: Her gün bu yeni gölgeler "din"inin ayini için onlarca milyon insan ıoo.ooo salondan birine giriyor. Buna uygun olarak kazanç rakamları da bundan daha az inandırıcı değil. Ama istatistikler temel olanı hesaba katmıyor. Kültür yönünden sinemanın önemi, gerçekte sinemanın radyoyla (ancak radyo her şeyden önce bir yayım tekniğidir), basınla (ancak basın her şeyden önce siyasi bir haberleşme, eğitme ya da yanıltma organıdır), afişle {ancak afişin kültür değeri sınırlı ve şüphelidir) birlikte kentli halkın bütünü ve taşra halkının gittikçe artan çoğunluğu için sanatla ilişkilerinin hemen hemen tümünü meydana getirmesidir (Bazin, 1966, s. 15).” Beyaz perdenin bu özelliklerini bilen mütefekkir sınıfı sinemanın bu yönüne dikkat çekmek üzere İslamcı dergiler başta olmak üzere birçok kültür ve edebiyat dergisinde farklı yazılar kaleme alagelmiştir.