Mühendis ve Mühendisliğin Konumu”, “IV Ulusal Makina Mühendisliği ve Eğitimi Sempozyumu, tmmob- Makina Mühendisleri Odası, 01-03 Kasım 2001, MMO Yayın No: E/2001/288, Sayfa 83-94, YTÜ Oditoryumu, İstanbul. -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- MÜHENDİS VE MÜHENDİSLİĞİN KONUMU Durmuş Günay * Halil Özer ** * Prof.Dr.,ZKÜ, Mühendislik Fakültesi, Makina Mühendisliği Bölümü, Zonguldak Tel: 0 372 2574021 E-Posta: dgunay@hotmail.com, **Yrd.Doç.Dr.,ZKÜ,Mühendislik Fakültesi, Makina Mühendisliği Bölümü, Zonguldak Tel: 0 372 2574010 / 1188 E-Posta: halil_ozer@hotmail.com Özet- Mühendis ve mühendisliğin konumunu belirlemek için bu terimlerin anlamı açığa kavuşturulmalıdır. Mühendis ve mühendisliğin anlamına, burada bilim ve teknoloji merceğinden bakılacaktır. Bilim ve teknolojinin ilişkisi; yani benzerlikleri, farkları ortaya konulabilirse, bu bağlam içinde, mühendis ve mühendislik kavramlarının anlamları da açıklığa kavuşturulmuş olacaktır. Buradan hareketle mühendis ve mühendisliğin, kavramlar coğrafyasındaki yeri (konumu) belirlenmeye çalışılacaktır. Bu çabanın ve çalışmanın gereği ve önemi nedir sorusuna kısaca şöyle karşılık verilebilir: Mühendislik çalışması esas itibariyle, nihai olarak, dünyamıza yapay nesneler katar. İnsan elinden çıkma (yapay) nesnelerin kavramları nesneden önce gelir. Yapay nesneler varlık alanına, doğal nesnelerin tersine, önce kavramlar dünyasında ayak basar. Yeni bir ürün önce mühendisin düşünmesinde (zihninde) var olur, tasarlanır; sonra dile dökülür ( proje haline gelir) ve nihayetinde fizik bir nesne olarak fiziksel varlık alanına katılır. Buradan çıkarılabileceği üzere işe kavramlardan başlayan mühendisliğin anlaşılmasına önce kendi kavramından başlamak gerekir. 1. GİRİŞ Bilim ve teknik ilk çağlarda, orta çağlarda, ve Rönesans döneminde ayrı ayrı güzergahlarda yol aldılar. Orta çağlar, Rönesans ve reform boyunca bütün teknolojik yenilikler ustalık temelinde gerçekleşti. Modern çağın başlarında Bilim ve Teknolojinin yolları birbirine yaklaştı. Endüstri devrimi (1765) sonrasında, 19. Yüzyılın başlarında yolları birleşti. Bu birleşme, iyice birbirine geçme yakınlaşma biçiminde süregitmektedir. Tekniğin bilgisel içeriğinde tecrübi bilginin yerine bilimsel bilginin geçmesiyle, teknik teknolojiye dönüşmüş oldu. “Teknik” terimi yerine “teknoloji” teriminin kullanılması bu içerik dönüşümüne tekabül eder. Modern bilim devrimi öncesinde, 17. Yüzyılın ikinci yarısına kadar, yaklaşık ikibin yıl süre ile, Aristoteles’çi kosmos anlayışı geçerliydi. Aristoteles’e (MÖ 384-322) göre fizik dünya matematikle incelenmemeliydi. Fiziksel dünya ile matematiğin ontolojik statüsü birbirinden farklıydı. Çünkü fizik varlığın yapısı niteliksel ve belirsizdi. Matematiksel kavramların katılığıyla, kesinliğiyle uyuşmaz. O hep “yaklaşık” tır. Modern bilimin kapısını açan Galileo (1564-1642) ise, Platon’a (MÖ427-347) dayanarak evrenin matematiksel bir yapıda olduğunu, evren kitabını matematik dilini bilenlerin okuyabileceğini ileri sürdü. Bu dilin harflari üçgen, daire gibi geometrik şekillerdi. Modern bilim, Galileo’nun ortaya koyduğu bir felsefi çerçeve içinde başladı. Matematiksellik modern bilimin temel karekteristiği oldu. Endüstri devrimi sonrasında yolları birleşen bilim ve teknoloji ilişkisinde, bilim teknolojinin temelini oluşturduğu ölçüde, teknoloji de giderek, bilimin temel karekteristiği olan, matematiksellik karekterine bürünmektedir. Bunu bir örnekle somutlaştırabiliriz. Günümüzde, geliştirilmiş olan CAD/CAM teknolojilerinde klasik takım tezgahlarının yerine, sayısal kontrollü tezgahlar kullanılmaktadır. Bilgisayar kontrollü bir torna tezgahında, parçayı işleyen kalemin ucunun konumu, ekranda kartezyen eksen takımı kullanılarak tanımlanmakta, kalem tanımlanan noktalarda dolaştırılarak parçanın işlenmesi sağlanmaktadır. Görüldüğü üzere, burada parçanın torna tezgahında işlenmesi bir anailtik geometri problemine dönüşmüş olmaktadır. Modern bilimin kurucusu Galileo, tam bir sisteme kavuşturan ve temel ilkelerini ortaya koyan Newton (1642-1727) olmuştur.Modern felsefenin kurucusu da Descartes (1595-1650) sayılır.Modern bilim ve modern felsefenin başlangıcı birbirine paralellik gösterir. Analitik geometrinin de kurucusu olan Descartes, adından da anlaşıldığı üzere kartezyen eksen takımını (Descartes eksen takımı) ortaya koymuştu. Nasıl