YARATILIŞ DESTANI Yer, yer deilken su, su idi; baka bir sey yoktu. Tanrı Kara Han, bu yalnız su üstünde, beyaz bir iri kaz olmu, uçuyordu. Ne bir ses, ne bir nefes duyulan sadece sessizlik ve Tanrı Kara Han’ın kanat çırpılarıydı. Suda bir depreni bir kımıldanı baladı ve bir süre durulmadı. Sonunda orta yerinden yarıldı ve derinden bir ses geldi. Bu ses Ak Ana’nın sesiydi. Ak ana yarattıklarını unuttun mu? Tanrı da olsan yalnızlık hissedebilirsin, dedi daha sonra Tanrı Kara Han’a “Yalnızlıktan kurtulmak istiyorsan yarat!” Diye fısıldadı. Tanrı Kara Han Er kiiyi yarattı. Er kii kara bir kazdı. Tanrı Kara Han ile Er Kii iyi yakın arkadatı. Tanrı Kara Han bir süre sonra aaısında uçan Er Kii’nin gönlünde bulanık bir bulut gördü. Er Kii neden aaıda uçtuunu sorgulamaya balamıtı. Er kii birden suya doru indi ve suya deip yükseldi. Su biraz Tanrı Kara han’ı ıslatmıtı. Er kii bak senden izin almadan istediimi yaptım hatta seni bile ıslattım, senden daha güçlüyüm dedi. Daha yüksee uçmak istedi ama suya gömüldü. Boulurken tanrım beni affet diye yalvardı ve Tanrı kara Han suya boma diye buyurdu. Su onu bomadı. Sudan korkan Er kii tanrıya bana bir yer yarat dedi. Tanrı Kara Han onun için bir kaya yarattı. Er kii hala dümekten korkuyordu ve daha geni bir kara istiyordu. Tanrı ona suya dal ve bir avuç toprak çıkar sonra suya doru serp onu dedi. Er kii bunu yaptıında düzlük olutu. Bunu yapmaya devam ederken tanrı bu topraı kendi gücüyle alamıyor, ben Tanrı’dan daha becerikliyim diye düünmeye baladı. Avucuna aldıı toprak dıında azını da toprakla doldurdu. Tanrı’nınkinden çok daha büyük bir dünya yaratmayı düündü. Bu sefer avucundaki topraı serpince çok büyük bir alan düzlük toprak oldu. Er kii yürüdükçe toprak bitmiyordu. Tanrı Kara Han Er kiiye tükür dedi. Er kiinin tükürdüü yerler çukur ve çirkin bataklıklarla doldu. Tanrı Kara Han topraın altında su suyun altında yine toprak var sen orada kalacaksın ve cezanı bulacaksın dedi. Er kii karanlık içinde topraın altındayken topraın üstünde dalsız aaç büyüdü. Tanrı Kara han aacın dallarının ve yapraklarının olmasını istedi ve 9 dallı bir aaç yarattı. Bir süre sonra ses olsun istedi ve her bir dalda ku olsun dedi. Daha sonra yine bir eksiklik olduunu düündü. Dokuz dalın her bir kökünden dokuz insan yarattı. Bunların dördü kadın bei erkekti. Erkeklerden üçü doudaki dalın altında, kadınlardan üçü batıdaki dalın altında, erkeklerden biri kuzeydeki dalın altında, erkeklerden sonuncusu güneydeki dalın altında ve kadınlardan biri güney ve kuzeydeki dalın arasındaki daldaydı. Bu kadın oldukça alımlıydı. Güney ve kuzey arasında seçim yapan bu kadın güneydeki erkein yanına gitti. Kuzeyde kalan erkein yanına ise bir bayku geldi. Bayku durmadan öttü. Günümüzde bile kuzeydeki insanlar o zamanın anssızlıını yaarlar. Tanrı kara han sonunda er kiinin bu dünyayı görmesine razı oldu. Er kii görünce aırdı ve bu dünyanın yarısını bana ver dedi. Tanrı ise kabul etmedi. Tanrı er kii insanlara kötülük yapmasın diye yılanı ve köpei yarattı. Yılan ayaklara sahip olan bir hayvandı. İkisinin de görevi insanları beklemekti. Er kii insanların yanına gitti ve beni de yanınıza alır mısınız diye sordu. Er kiiyle bir tek güneydeki kadın ilgilendi. Er kii insanlara uradaki kırmızı yemileri neden yemediniz diye sordu. İnsanlar tanrının yasakladıını söylediler. Er kii o yemileri denemeleri ve tanrının doru olmadıını söyledi. Güneydeki kadın hariç dier insanlar er kiiye yalancı dediler. Güneydeki kadın isminin ece ve yanındaki adamın isminin Doanay olduunun söyledi tam er kiiye ismini sormuken köpek ve yılan onu uzaklatırdı. Ece bir gece Doanay’dan herkes uyurken o kırmızı meyvelerden getirmesini istedi. Doanay bunu yapmadı.