Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi / The Journal of International Social Research Cilt: 11 Sayı: 61 Yıl: 2018 Volume: 11 Issue: 61 Year: 2018 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 http://dx.doi.org/10.17719/jisr.2018.2899 MUHARRİRLİKTEN KÖŞE YAZARLIĞINA İKİ YAZAR: CENAB ŞAHABEDDİN-ÇETİN ALTAN FROM AUTHOR TO COLUMNIST TWO AUTHOR: CENAB ŞAHABEDDİN-ÇETİN ALTAN Şaziye DİNÇER BAHADIR Öz Muharrire köşe yazarı denilebilir mi? Bu soruya hem evet hem de hayır diye cevap verebiliriz. Muharrir de köşe yazarı da bir gazetede düzenli biçimde yazı yazarak okurlarına ulaşırlar, öyleyse sorumuzun yanıtı evettir. Fakat bu ikisi farklı zamanların, farklı toplumsal iklimlerin insanlarıdır. Söz gelimi muharrir rüştiyede muallimin tedrisinden geçmiştir. Köşe yazarının ise ortaokulda öğretmeni olmuştur. Geçip giden hayat içinde meydana gelen bu farklılıklar muharrir ile köşe yazarını birbirinden ayırmıştır. Bu çalışmada bir eski zaman muharriri Cenab Şahabettin’in “Evrak-ı Eyyam”ı ile zamanımızdan bir köşe yazarı Çetin Altan’ın “Kopuk Kopuk”u karşılaştırılacaktır. Her iki kitap da yazarlarının gazete yazılarından derlenmiştir. Her iki yazar da kendi bakış açısına göre bulundukları zamana ait izlenimlerini aktarmıştır. Aralarında yarım asır yaş farkı bulunan iki gazetecinin yazılarına, mevzularına, kullandıkları dile, anlatım biçimlerine yakından bakmak değişen hayatımıza dilin ve edebiyatın penceresinden yaklaşmamızı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Gazetecilik, Muharrirlik, Köşe Yazarlığı, Evrak-ı Eyyam, Kopuk Kopuk. Abstract Can we call an author columnist? The answer can be both yes and no for this question. Both the author and columnist write in a newspaper periodically to reach their readers, so the answer is yes. However, these two persons belong to different times and different social climates. For example, the author receives training from a teacher in rüştiye (Ottoman junior high school), whereas the columnist has a teacher in the secondary school. Such contrasts in life that comes and goes make a difference between the author and columnist. This study attempts to compare “Evrak-ı Eyyam” by Cenab Şahabettin, an author of the old times, and “Kopuk Kopuk” by Çetin Altan, a modern day columnist. Both books are compiled from the newspaper articles of the writers. Both writers communicate their impressions of the time they lived in from their own points of view. Studying the columns, themes, language and style of two journalists who have an age gap of half a century will allow us to approach our changed life from the perspective of language and literature. Keywords: Journalism, authorship, columnist, Evrak-ı Eyyam, Kopuk Kopuk. 1. Giriş Muharrir, durmadan yazan, çalakalem yazan, yaz kış demeyip bir konuyu yazı ile ortaya koyan kişidir. Kalem onun parmağı gibi bir uzvu olup çıkmıştır (Rasim, 1969, 1-2). Fakat muharrir bu tahrir vazifesini yalnızca haber vermek için değil bir şeyler öğretmek için de yapar. Onun bu öğretmenlik yönünü köşe yazarı da devralmıştır. Köşe yazarı günlük olayları kendi kişisel görüş ve düşünce süzgecinden geçirip kendine özgü bir dille okura ulaştırır. Ancak devir de okuyucu da faklıdır, muharrir biz okurlara bir öğretmen edasıyla birçok şeyi öğretmeye çalışırken, köşe yazarı bize arkadaşımız gibi bilgi verip kendi düşüncesini benimsetmeye çalışmaktadır. Buradaki mesele yalnızca kelime tercihi değildir, yani muharririn ”kari”sinin, köşe yazarında “okur”a dönüşmesinden daha öte bir şey vardır. Toplumsal hayatın zaman içerisinde farklılaşması, bir zamanların farklı beğenilerine sahip, farklı bir eğitimi, farklı bir hayatı olan karisinin yerini okura bırakmasına neden olmuştur. Tabi, hayat içinde eski ile yeni hep bir alış veriş içinde bulunmuş yani mutluluğun hayatımıza girmesi saadeti büsbütün yok etmemiştir. Öyleyse kari ile okurun, muharrir ile köşe yazarının alış verişinin devam ettiğini söylersek yanılmış olmayız. Toplumsal hayatımızda yaşanmış olan değişim, basın hayatımızı da yakından etkilemiştir. Yalman Türkiye’de gazetelerin ortaya çıkış tarihini 19. yüzyılın ikinci çeyreği olarak göstermiştir. Gazetecilik öncesi dönemi değerlendirirken Türkiye’deki toplumsal yaşamın insanlar arasında temasa imkân taşıdığını, camilerin, dergâhların, kervansarayların ve çarşı pazarların insanların sürekli iletişim hâlinde olmalarını sağladığını belirtmiştir. Aynı zamanda Türklerin misafirperver olmasının da her sınıftan insanın birbiriyle içli dışlı olmasına imkân verdiğini söylemiştir (Yalman, 2018, 7). Bu iletişim olanaklarının dışında bilindiği gibi Osmanlı döneminde haber ve havadisleri yaymak için tellallar kullanılmıştır. Din görevlileri de vaaz yöntemiyle bir takım bilgileri halka duyurmakla görevlendirilmiştir. 1728’de matbaanın kurulmasıyla iletişimin yönü değişmiş bir çok kitap basımı gerçekleştirilmiştir. Dr. Öğr. Üyesi, Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Kırşehir, saziyedincer35@gmail.com