RESİM SANATINDA KADINLIK ARKETİPLERİNİN TEMSİLİ: ANA TANRIÇA, MADONNA VE CADI Hatice DOĞAN 1 1. GİRİŞ Dünyadaki varlığımız kadın bedeni içinde başlar. İnsan yavrusu uzun süre anne bakımına muhtaç olacak biçimde uzuvlarını tam olarak kullanamayan, iletişim kuramayan bir varlık olarak dünyaya gelir. Böylece anne hem fizyolojik hem psikolojik olarak çocuğun gelişiminde en önemli unsur haline gelir. Bu yüzden, insan varoluşunu anlamlandırmada 20. yüzyılın en önemli kuramlarından biri olan psikanaliz, çocuğun birey haline gelme yolculuğu ile ilgilenirken, bu yolculuğun en önemli başlangıç noktası olarak anne-çocuk ilişkisini merkeze alır. Psikanalizin kurucusu olarak kabul edilen Sigmund Freud mitlerin, tıpkı psikanalizde önemli bir veri olan rüyalar gibi gizli arzuları ve kaygıları ortaya çıkarmak ve bu yolla bilinçdışını araştırmak için katkı sağlayabileceğini düşünmüştür. Freud’un öğrencisi olup sonradan ondan uzaklaşan Carl Gustav Jung da kolektif bilinçdışı kavramını formüle ederken insanlığın kolektif bilinçdışında var olan evrensel sembollerin (arketiplerin) izini sürmüştür. Bu semboller kültürün tüm ürünlerinde doğrudan veya şekil değiştirerek karşımıza çıkmaktadır. Bu anlamda, kadınlıkla ilgili arketipler, sanat tarihinin en başından beri, sanat eserlerinde işlenen birçok temel motifi yaratmıştır. 1 Dr. Öğretim Üyesi, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü, haticeedogan@gmail.com, ORCID: 0000-0003-4301-1677. 10