COMMUNICATION and MEDIA 41 Dune Filmlerinde Arap ve İslam İmajı: Karşılaştırmalı Bir Analiz Mohammed Abbas Al-najdi 1 Özet Bu çalışma, aynı kaynak metin olan Frank Herbert'in Dune romanına dayanmasına rağmen, yönetmen David Lynch’in 1984 tarihli Dune filmi ile Denis Villeneuve'ün 2021-2024 yılları arasında yayımlanan iki bölümden oluşan Dune uyarlaması arasında önemli farklar bulunduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle her iki filmde de Arap ve İslam kültürünü temsil eden “Fremen” halkının sunumunda göze çarpan farklılıklar, bu çalışmanın temel problemini oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, her iki filmdeki Arap ve İslam kültürüne dair imgelerin somutlaştırılma biçimindeki benzerlikleri ve farklılıkları açıklığa kavuşturmaktır. Çalışmanın başlangıcında, sinemada imajoloji ve imaj inşasına yönelik yaklaşımlar ele alınarak sinemanın farklı kültürlerin algılarını nasıl şekillendirdiğine dair teorik bir çerçeve sunulmuştur. Bu çerçevede, imajolojinin sinema aracılığıyla kültürel kimlikleri ve stereotipleri nasıl aktardığına ve bunun toplumsal algılara nasıl etki ettiğine dikkat çekilmiştir. Çalışmada, betimsel analitik yöntem kullanılarak sinemada “imajoloji” çerçevesinde bir karşılaştırmalı analiz yapılmıştır. Filmlerin görsel ve anlatısal unsurları üzerinden, Arap ve İslam kültürünün imajının nasıl kurgulandığı ve izleyiciye nasıl aktarıldığı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, çalışmanın bulguları Villeneuve'ün uyarlamasının Arap ve İslam kültürüne dair imgeleri daha ayrıntılı ve otantik bir şekilde ele aldığını, Lynch’in filminde ise bu unsurların daha yüzeysel kaldığını göstermektedir. Bu bağlamda, her iki filmdeki imgelerin analizi, sinemanın kültürel temsillerdeki rolünü anlamak açısından önemli bir katkı sağlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Arap, Arap Kültürü, Dune Filmi, Hollywood Sineması, İslam, İmajoloji. Disiplin: Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı /Sinema Doktora Programı. Giriş Doğal olarak, Hollywood sinemasında Arapların ve İslam dininin tasviri, karmaşıklığı ve tarihsel çeşitliliğiyle öne çıkan canlı bir konudur. 20. yüzyılın başlarında Hollywood’un küresel bir film üretim merkezi olarak ortaya çıkmasından bu yana, Orta Doğu, Araplar ve Müslümanların temsili, Batı sinemasında siyasi, ekonomik ve kültürel eğilimleri yansıtan önemli bir yer edinmiştir. Bu temsiller, genellikle Arapları terörist, aşırılık yanlısı veya mutlak göçebe olarak gösteren olumsuz klişelere dayandırılmıştır ve bu da Batılı izleyiciler arasında belirli algıları pekiştirmiştir. Bu anlatıların, Edward Said’in Oryantalizm (1978) adlı eserinde vurguladığı oryantalist eğilimleri güçlendirdiği söylenebilir. Said, edebiyat ve sanatın Doğu’yu “öteki” ve daha aşağı bir varlık olarak tasvir eden çarpık bir imaj oluşturulmasına nasıl katkıda bulunduğunu ele almıştır. Bu bağlamda, 1 Doktora Öğrencisi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İletişim Bilimi ve İnternet Enstitüsü, Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı – Türkiye. Araştırma Görevlisi, Hodeidah Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Radyo ve Televizyon Bölümü