Küreselleşme Özgürlük Getiriyor mu? 1 İlhan İnan Küreselleşen dünya iyiye mi gidiyor kötüye mi? Neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmeden bu soruyu yanıtlamak olanaksız elbette. İnsanın kendisi için neyin iyi olduğu konusunda yanılabilen bir varlık olduğunu kabul edersek, sorumuzun yanıtını çoğunuluğun görüşüne başvurarak belirlememizin olanaklı olmayacağını görürüz. Örneğin insanların daha az sıkıntı yaşadığı ve daha çok haz duyduğu bir dünyanın bu dünyadan daha iyi bir dünya olması gerekmez. 2 Sıkıntılarımızı aşarken başka temel bazı değerlerimizi yitiriyor olabiliriz. Dolayısıyla yalnızca yüzeysel ekonomik ve sosyal göstergelere bakarak soruya yanıt verilebilecekmiş gibi de gözükmüyor. Ancak yine de denilebilir ki insanlar her ne kadar bazı değerler konusunda yanlış inançlara sahip olsalar da, sıradan bir yetişkin insan için bile bariz olan bazı temel değerlerimiz vardır. Denilebilir ki açlık kötüdür, bunu görmek için felsefeci olmaya gerek yok, bunun sorgulanacak bir yanı yoktur. İşte çoğumuzun (ve belki de hepimizin) tartışmasız bir değer olarak gördüğü özgürlük de insanların üzerinde yanılamayacağı değerlerden biriymiş gibi gözüküyor. İnsan özgür değilken kendisini özgür sanması olanaklı mıdır? Yoksa bu konuda temelde insan yanılmaz mı? Bunu anlamak için özgürlüğün ne olduğunu irdelememiz gerekiyor. Bu yazıdaki amacım, küreselleşme sürecini değerlendirirken zorunlu olarak bakmamız gereken özgürlük sorununa biraz olsun açıklık kazandıracağını düşündüğüm bazı düşünceleri sizlerle paylaşmak olacak. Çoğu insana sorun “özgürlük nedir?” diye, “istediğini yapabilmektir” diyeceklerdir. Bu özgürlük anlayışı o denli yaygın ki, yalnızca bu konuda çok fazla kafa yormamış “sıradan” insanlarda değil çoğu sosyal bilimci, ve politikacılarımızda da bulacağınız anlayış bu olacaktır. Bu özgürlük anlayışına göre dünyamız iyiye mi gidiyor kötüye mi diye araştırırken, ve küreselleşme sürecini değerlendirirken bakmamız gereken insanların isteklerini eskiye göre daha fazla karşılayıp karşılayamadıkları olacaktır. Amacım bu özgürlük anlayişını küçümsemek ya da yanlış olduğunu iddia etmek değil. Elbette ben de her normal insan gibi bazı istekleri olan ve bunları gerçekleştirmeye çalışan biriyim. Belirli temel isteklerimizin kısıtlanmasına tepki göstermemizin en doğal ve erdemli davranış olduğunu düşünüyorum. Açlığa karşı savaş insanın en temel hakkı olan yaşamını sürdürme hakkını elde etmesinin savaşıdır. Bu da yemek bulma özgürlüğüne sahip olması ile olanaklı olabilir. Benzer biçimde demokratik bir düzen arayışı, seçme, seçilme, örgütlenme, kendi dilini konuşma, düşüncelerini ifade etme hakları ve özgürlüklerinin elde edilmesi savaşıdır. Ancak bütün bunlar iyi ve özgür bir dünya için gerekli koşullar olsalar da yeterli değillerdir elbet. Bu anlamda bütün hak ve özgürlüklerin sağlam bir şekilde yerleştiği bir dünya yine de mükemmel bir dünya olmayabilir. Çünkü burada söz konusu olan özgürlük anlayışı tamamen kişinin dış çevresindeki olanakları ile ilgili bir anlayışmış gibi gözüküyor. Yani insanın iç dünyasında özgür olması sorununu gündeme dahi getirmiyor. Bundan dolayı bu özgürlük anlayışına “dış özgürlük” diyelim. Bütün dış özgürlüklere sahip bir varlık hiç de özgür olmayabilir. Bir robot yapsak, bu robota bazı istekler versek, ve bu istekleri yerine getireceği mükemmel bir çevre yaratsak özgür bir robot yapmış olmayız. Canlı varlıklar için de durum farklı gözükmüyor. Çok sevdiğim köpeğimin bütün isteklerini karşılasam, onu mutlu kılmış olabilirim, ama onu bir anlamda özgür kılmış olmam. İnsan için durum neden farklı olsun ki? İnsanın özgürleşmesi için isteklerini karşılaması yetmez. Dış özgürlük yetmez, iç özgürlük 1 Bu yazı TÜYAP Kitap Fuarında düzenlediğimiz “Küreselleşme ve Özgürlük” konulu panelde irticalen yaptığım konuşmanın metnidir. Panelin amacının disiplinlerarası bir tartışma ortamı yaratmak olmasından dolayı daha geniş bir kesime seslenebilmek için mümkün olduğu ölçüde özgürlük üzerine teknik konulara girmekten kaçındım. Yazıda savunduğum düşüncelerin daha teknik ve ayrıntılı bir tartışmasını bu yıl içinde çıkarmayı düşündüğümüz Felsefe Tartışmaları’nın özgürlük üzerine özel sayısında okuyabileceğinizi umuyorum. (Bkz. “Küreselleşme Özgürlük Getiriyor mu?”, Felsefe Tartışmaları, 28. Kitap, 115-119, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, 2001.) 2 Hazcılık (hedonizm) tezine göre kendi içinde değerli tek şey hazdır. Elbette metindeki iddiam Hazcılığın yanlışlığını varsıyor. Özgürlüğün haz getirmese bile değerli bir şey olduğu inancındayım.