Birikim, No. 217, Mayıs 2007, s. 46-54 1 Marx ve Arendt: emek, iş, eylem üzerinden ü siyaset biimi Zeynep Gambetti Alain Badiounun en kibar tabiriyle feci olarak nitelendirilebilecek Arendt okumasına rağmen, Marksistler arasında Arendtin bu aralar nem kazanmış olması ilgintir. Tam olarak sebebini tespit edememekle beraber, belki de bunda Giorgio Agambenin Arendtteki ulus- devlet ve totalitarizm analizlerine yeni bir aı kazandırmış olması , bunları biopolitikayla ilişkilendirirken, egemenlik paradigmasının da geerlili ğini koruduğunu iddia etmesi etkili oldu. Herhalükrda, nevi şahsına münhası r olduğu iin oka yanlış anlaşılan veya hi anlaşılmayan (Badiou rneğinde olduğu gibi) bir düşünürün Marksist düşünceye katacağı hi birşey olmasaydı, bu yazı zaten kaleme alınmazdı. Ben burada iki noktayı kısaca aarak Arendtin bugünkü siyasal ıkışsızlığa nasıl bir yanı t üretebileceğini tartışmak istiyorum. Emek, iş ve eylemi birbirinden ayı rmak suretiyle Arendt ü farklı siyaset biimi tanımlamaktadı r: tüketim toplumu ve neoliberal düzenin mant ı ğıyla ilişkilenen emek paradigması, egemen devlete ikin olan arasal mant ı ğı anlatan iş paradigması, ve farklılıkların bir arada varolabilmesi mant ı ğına tekabül eden eylem paradigması . 1 En genel anlamıyla emek, insanın biyolojik varlığına; iş, insan eliyle üretilen maddi dünyaya; eylem de anlam dünyasına ikin olan faaliyettir. Varoluşsal momentler olarak anlaşılması gereken bu paradigmalar, Arendtte ierdikleri mant ı k itibariyle değerlendirilmektedirler. Emek ve iş mant ı ğı üzerinden, yani bunların nkabulüyle yapılacak siyasetin iktidar mekanizmalarını (belki Arendtin kendinin de ngremediği bir şekilde) yeniden üreteceği iddiasını ciddiye almak gerekir. Arendtin siyasal eylemlilik iin izdi ği alternatif yol haritası ise, dağılmış znelliklerin toparlanması ve iktidar karşısında kalıcı bir varlık kazanmasına ynelik bir ortaklaşma projesi olarak değerlendirilmelidir. Ekonomik anlamda smürü sorunsalına tamamiyle duyarsız kalan Arendtin Marksist perspektiften bakıldığında ok fazla kr noktası vardı r. Sınıf temelli siyaseti yeterince anlayamamışt ı r. zel mülkiyet ile znellik alanını birbiriyle karıştı rdığı iin, kapitalizmi üretim aralarının zel mülkiyeti üzerinden değil, birikim ve tüketim mantı kları üzerinden tahlil eder. Ancak ciddi anlamda anti-kapitalist olduğu ve liberalizme has temel siyaset biimlerini (temsili demokrasi, hukuk devleti, insan hakları sylemi) reddetti ği oranda da Marksizmle ortak paydaları vardı r. 2 Arendtin ngrülerini Marxinkilerle (ve bu yazıda olmasa bile ileride Gramscininkilerle) birlikte okumak ilgin sonular doğurabilir. Buna rağmen teslim etmek gerekir ki, Arendtin Marxla bir derdi vardır. 1958 tarihli İnsanlık Durumu kitabının emeği anlatan blümü şu tuhaf szlerle başlar: Bu blümde Karl Marx eleştirilecektir. Bundan evvel Marxın büyük bir zenginliğe sahip fikirleri ve ngrülerini aı ka veya zımnen dün almak suretiyle geimlerini sağlamış olan ok sayıda yazarın profesyonel anti-Marksist olmaya karar verdikleri bir zamanda bunu yapıyor olmak talihsizliktir... 3 ˙ok kaba hatlarıyla (ve Arendtin kendi tutarsı zlıklarını , hatta nyargılarını bir kenara bı rakarak) anlatmak gerekirse, Marxa yneltti ği en nemli eleştiri, düşünsel anlamda emek ile iş arasında bir ayrım yapma gereği duymamış olması ve tam da bu 1 İngilizcede labor, work, action olarak ifade ediliyor. 2 Alain Badiou ise, bir Arendt yorumu üzerinden hareketle, Arendti liberal siyasetin savunucusu yapmaktadır, ki bu yanılgı, bizzat Arendtin yazdıklarından bir-iki sayfa bile okumakla dağılabilirdi. 3 Hannah Arendt, The Human Condition, Chicago, University of Chicago Press, 1958, s. 79.