n dokuzuncu ve yirminci yüzyılda meydana gelen teknik - bilimsel ve top- lumsal değişimler sonucunda anlatı- lan, taklit edilen dış dünya eski anlamını yitirmiş, giz olmaktan çık- mıştır. Sanatçılar da dış dünyanın tak- lit anlatımından uzaklaşarak bireyi ve iç dünyasını anlatmaya yönelmiştir. İnsanının bireysel ve sosyal ortamda metalarca kuşatılmış- lığı, zaman ve uzam aralığına sıkışan bireyin kendini şeyler dünya- sında yitirmesine sebep olmuştur. Sanatçılar da bireyin içine düştüğü bu durumu insani bir refleksle ve aydın bir bilinçle eserlerde ele al- mıştır. Aynı zamanda, değişen dünya ve yapılan savaşlar, toplumu ve bireyi derinden sarsmış ve sarsılan değerler, sanatçıların eser- lerinde gerçek yerine, gerçeklerin oyun hâlinde, gizlenerek çok katmanlı bir şekilde işlenmesine sebep olmuş- tur. Ecevit bu durumu, “Yazar çeşitli tekniklerle anlamı/ gerçeği böler/ çoğaltır/ gizler.” (Ecevit 2004: 48) şeklinde ifade eder. Nitekim gelişen dünya ve yeni- likler insanlığın bütün değerlerini al- tüst etmiş ve sanatçılar da bu deği- şimden etkilenip, gerçeğin öyküsünü bireyin parçalanmış dünyasına yöne- lerek ortaya koymuşlardır. 20. yüzyılda ortalarında insan, aklını kullanarak yarattığı şeyler/me- talar dünyasında yitip gittiğinin, ken- dini parçalara böldüğünün farkına varır. “Akıl, insanlara kendilerini devra- lınan eski, köhnelenmiş ideolojiden kurtulma ola- nağı veren, doğayı ege- menlik altına almayı ve eski toplumsal düzeni de- ğiştirmeyi sağlayan” (Buhr- Schroeder- Barck 2006: 83) bir güç olarak insana yeni değerler sunar. Yapılan iki büyük savaş, dünyada kendi yerini bulama- yan ve arayış içinde olan insanın yine kendi değerler dünyasına dönmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu yüzyılda yaşamın kutsal büyüsünü ne pahasına olursa olsun acımasızca kendi lehine kullanmaya çalışan insan, yaratığı nesnel dünyanın bir parçası olarak kendi kökensel yazgı- sını görmezlikten geldiğini fark eder. O Oğuz Atay’ın Anlatılarında Ben, Oğuz Atay’ın Anlatılarında Ben, Öteki ve Benlik Öteki ve Benlik 23 VEYSEL ŞAHİN