ELEKTRİK ENERJİSİ HİZMETİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARI FARUK ATAAY Ankara: Tes-İş Sendikası Yayını, 2003. GİRİŞ Türkiye’de 1980’li yıllarla birlikte egemen olan neo-liberal politikalar çerçevesinde devletin yeniden yapılandırıldığı ve kamu hizmetlerinin özelleştirilmeye başlandığı görülmektedir. Elektrik enerjisi sektöründeki ‘ulusal kamu tekeli’ olarak ülkenin elektrik gereksinimini karşılayan Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) da, yeni politikaların en önemli uygulama alanlarından biri olmuştur. Bu çalışmada TEK’in özelleştirilmesi süreci ve bu süreçte ortaya çıkan temel sorunlar ana hatlarıyla incelenmektedir. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Türkiye’de elektrik enerjisi sektörünün gelişme özellikleri üzerinde durulmaktadır. Bu bölümde önce 1980 öncesi gelişme özellikleri, sonra 1980’den 1999’da gerçekleştirilen anayasa değişikliğine kadarki süreçte liberalizasyon doğrultusunda atılan adımlar ele alınmaktadır. En son olarak da sektördeki liberalizasyonun nihai sonuçlarına ulaştırılmasıyla oluşturulmaya başlanan yeni yapının bazı özellikleri üzerinde durulmaktadır. Bu bölümde sektörün tarihsel gelişme özellikleri incelenirken ülkenin genel ekonomik gelişme modeli, sektöre egemen olan politikalar ve sektörün yönetim yapısı arasındaki bağlantılara odaklanılmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise elektrik enerjisindeki liberalizasyon sürecinin ortaya çıkardığı çeşitli sorunlar incelenmektedir. Özelleştirme politikalarının gerekçelerinin tartışıldığı bu bölümde, liberalizasyon sürecinin yaratacağı olası sorunlara da dikkat çekilmekte, ulusal ve kamusal yarar doğrultusunda oluşturulabilecek alternatif bir enerji politikasına ilişkin ipuçları ortaya konmaya çalışılmaktadır. ELEKTRİK ENERJİSİ HİZMETİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ 1980 Öncesi Yönetim Yapısı 1960 öncesi dönemde elektrik enerjisi sektörünün yönetsel yapısı belli bir bütünlük göstermemiştir. Başlangıçta daha çok bir kentsel altyapı hizmeti olarak görülen elektrikte, yerli ve yabancı özel şirketlerle belediyelere ağırlık veren politikalar, özel sektörün elektrik hizmetini gereği gibi gerçekleştiremeyeceğinin anlaşıldığı 1930’lu yıllarla birlikte değişmeye başlamıştır. 1930’larda atılan adımlardan birincisi özel şirketler üzerindeki kontrolün artırılmasına dönüktür. Zira, 1929 Bunalımı sonrasında sektörle ilgili en önemli sorun elektrik fiyatlarının aşırı yükselmesi olmuştu. Bu durum karşısında, 1932 ve 1933’te İmtiyaz Yasasında değişikliğe gidilerek şirketler üzerindeki denetimin artırılıp fiyatların makul düzeye çekilmesi sağlanmıştır. İkinci olarak, 1930’larda elektrik enerjisinin sanayileşme politikalarıyla bağlantısının kurulmasına paralel bir biçimde devlet konuyu ele almış, bunun için çeşitli kuruluşları görevlendirmeye başlamıştır. Bir yandan belediyeler ve KİT’ler kendilerinin ve yörelerinin gereksinimini karşılamak amacıyla dizel santraller kurarken, diğer yandan Elektrik İşleri Etüd İdaresi Enstitüsü (EİEİ-1935), Etibank (1935), Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA-1935), Belediyeler Bankası (1933) (daha sonra İller Bankası-1945) gibi kuruluşlar enerji gereksiniminin sağlanmasına yönelik çalışmalar içine girmişlerdir. Bu çalışmaların koordinasyonu için 1934’te İktisat Vekâleti bünyesinde de bir birim kurulmuştur. Özel şirketlerin bu uygulamalara gerekli yatırımları yapmakta direnç göstererek tepki vermesi karşısında 1938-1944 döneminde yabancı