1 Martin Heidegger, Nazizm ve Felsefe 1 DOĞAN GÖÇMEN Uzun yıllardan sonra Türkiye felsefecileri (ve genel olarak aydınları) arasındaki sohbet ve tartıĢmalara yakından kulak misafiri olduğumda, Martin Heidegger isminin hiç tereddüt etmeden telaffuz edildiğini görmek, ondan genellikle olumlu, bazen de tarafsız olarak bahsedildiğine Ģahit olmak beni ĢaĢırtmıĢtı. Kimisi Hegel‟i Heidegger açısından yorumlamaya koyulduğunu söylüyordu, kimisi Heideggercilerle Marksistlerin birleĢtiğini ilan ediyordu, kimisi ise Heidegger‟i özgürlükçü düĢünürler arasına katıyordu. Postmodernist sistem eleĢtirilerinin etkisinde kalıp özgürlükçü bir felsefe kurmak için Heidegger lehine Marx‟tan vazgeçilmesini savunanlar da yok değildi. Otuz yıla yakın bir süreden beri Almanya‟da yaĢayan, orada yaĢanan felsefi ve siyasi tartıĢmaları yakından izleyip bu tartıĢmalara değiĢik yazılarlara müdahale etmiĢ, daha da önemlisi, bu otuz yılın neredeyse on yılını ağırlıklı olarak felsefe, sosyal bilimler, siyaset bilimi ve ekonomi politik olmak üzere değiĢik akademik dallarda öğrenim görmekle geçirmiĢ, Alman felsefe ve düĢünce tarihi üzerine araĢtırmalar yapmıĢ birisi olarak, bu tablo karĢısında Ģok olmuĢtum. Almanya‟nın Ġkinci Dünya SavaĢı sonrası tarihi, değiĢik biçimlerde hep faĢizm üzerine yapılan tartıĢmalarla doludur ve bu bağlamda faĢizmi destekleyen birçok felsefecinin yanında ismi en baĢta gelenlerden ve en çok anılanlardan birisi hiç kuĢkusuz Heidegger‟dir. Bu nedenle felsefeci olarak faĢizmi desteklemiĢ olan Heidegger‟in isminin hiç duraksamadan anılması karĢısında ĢaĢıp kalmaktan daha doğal bir Ģey olmaz; çünkü filozof her Ģeyden önce dünya bilgesidir. Milliyetçilik, hele Heidegger‟in savunduğu türden açık faĢist Alman milliyetçiliği felsefenin doğasına aykırıdır. Fakat aynı rahatlığı örneğin Marx‟ın veya Sartre‟ın ismi anıldığında gözlemek mümkün değildir. Heidegger‟den bu kadar rahatlıkla bahseden Türkiye felsefecileri ve aydınları Heidegger‟in kim olduğunu ve sözüm ona felsefe diye ortaya koyduğu düĢüncenin içinde faĢist Nazizm ideolojisinin saklı olduğunu ya bilmiyorlar 2 ; ya da Türkiye‟de daha doğru dürüst kurulamadan 1 Bu yazı Felsefe Yazın dergisinin yayıma hazırlanan 15‟inci sayısında (ss. 40-51) yayınlanacaktır. Yazıyı yayıma hazırladığı için Caner Asna‟ya ve eleĢtirel yorumlarıyl a katkıda bulunduğu için Doğan BarıĢ Kılınç‟a teĢekkür ederim. 2 Heidegger‟in Nazilerle iliĢkisi Türkiye‟de 1990‟lı yılların ikinci yarısında gündeme gelmiĢti. Fakat tartıĢma, Heidegger‟in savunucuları tarafından yazıları (özellikle rektörlük konuĢması) henüz Türkçeye çevrilmiĢ olmadığı ve bu