BC ZIRH (2013) CHP, Aleviler ve Stockholm Sendromu 1 CHP, Aleviler ve Stockholm Sendromu Besim Can ZIRH Birikim (287), Mart 2013, s. 69‐76. Alevileri gör(ebil)mek. 2000’lerin başında Türkiye’de Alevilerin neden ve nasıl görünür olduğu sorusuna cevap ararken öncelikle Alevi kurumlarının kapısını çalmıştım. Yöneticilerle yaptığım görüşmelerde beni en çok şaşırtan “keşif anlatıları” oluyordu. Aileleri 1960’ların sonunda şehirlere göç etmiş, birinci kuşak kentli Alevi görüşmecilerin bir çoğu Aleviliklerini lise yıllarında ve genellikle doğrudan ayrımcılığa maruz kalarak öğrenmişlerdi. Söz gelimi, Berlin’de yaptığım bir görüşmede şu deneyimi not etmiştim: “O dönem benim gibi yetişen bir çok genç vardı. Babam eve ne Hacı Bektaş Veli’nin, ne Atatürk’ün, ne de Hz. Ali’nin resmini asmıştı. Ben 14‐15 yaşıma kadar Alevi olduğumu bile bilmiyordum. Çünkü evde öyle bir şey yoktu. Mesela üstümüzde Sünni kökenli komşularımız vardı. Onları görüyordum. Giyimleri, camiye gitmeleri falan. Biz küçük çocuk olarak düşünüyorduk ‘Biz niye gitmiyoruz?’ diye. Çünkü okuldan çıkıyorduk onlar camiye gidiyorlardı, ben camiyi geçerek eve gidiyordum. Bir gün merak ettim. Arkadaşıma ‘Ya beni de götürsenize’ dedim. ‘Sen gelemezsin, sen cenabetsin’ dedi. Ben cenabetin ne olduğunu bilmiyorum. Gittim babama sordum, ‘Baba cenabet nedir?’ dedim. Böyle böyledir oğlum dedi. Sonra dedi ‘Kim söyledi sana bunu?’ Ben de anlattım. Sonra o da dedi ki ‘Oğlum biz Aleviyiz.’ Ben de dedim ki ‘Baba biz neyiz?’ Ve ben o an anladım ki benim arkadaşlarım benim Alevi olduğumu biliyor ama ben ne onların Sünni olduklarını bilmiyorum ne de kendimin Alevi olduğunu” (Ali, 15.07.2003 – Berlin). Aleviliğini böyle bir karşılaşmayla öğrenen Ali’nin durumu Türkiye’de Aleviliğin “görünmez” konumuna ilişkin önemli bir örnek. Fakat, keşifler karşılıklı olarak da yaşanır. Alevilikle ilgilenmeye başladığımı duyduğunda Musa Amca, kendisinin de Alevi olduğunu söyleyerek eğer bir şeye ihtiyaç duyarsam yardımcı olmak istediği haberini göndermişti. Ailem bu selamı iletirken yeni tanışılan bir komşudan bahseder gibi “Biliyor musun, Musa Amcanlar da Aleviymiş” demişti. Sonrasında, başka bir ayrıntıyı anımsamıştım. Alevilikle ilgilenmeye başladıktan sonra evin kütüphanesinde Cahit Öztelli’nin Pir Sultan Abdal’ın Bütün Şiirleri kitabına tesadüf etmiş, çocukluğumdan beri orada duran kitabı ilk kez karıştırırken Musa Amca’nın 1982 yılında babama hediye etmiş olduğu