1 BİR TAHAKKÜM ALANI OLARAK BEDEN: UTANÇ KAYNAĞI- TUTSAKLIK ALANI VE ÖZGÜRLÜK UMUDU* Betül Parlak Beden-zihin ya da beden-tin ayrımı ve bu ayrımın yarattığı ikilik, batı felsefesinde, metafiziğinde ve Hıristiyan teolojisinde çok önemli bir yere sahiptir 1 .İlkçağ felsefesinden miras kalan beden/tin ikiliği, Platon’un ideaları ve ortaçağ felsefesinin bu ikiliği sağlamlaştırdığı ruhun ölümsüzlüğü ve yeniden doğuş söylemiyle Batı metafiziğinin en temel karşıtlık ilişkilerinden biri haline gelmiştir. Bu ikilik günümüzde, pek çok disipline konu edilerek, değişik bakış açılarıyla tartışılmakta ve şüphesiz yeni açılımlar yaratacak biçimde gözden geçirilmektedir. Nasıl görürsek görelim, hangi terimlerle ele alırsak alalım, edebiyat, din, felsefe ve sanat bu ikiliği tarih boyunca kabul etmiş ve ona uygun “anlatılar” oluşturmuştur. Bu anlatılarda ana motiflerden biri, bedenin ruhu tutsak edip etmediğidir. Bir diğeri ise, bedenin hazları, gereksinimleri ve çeşitli özellikleri nedeniyle “utanç” kaynağı bir alan olarak tasarlanmasıdır. Bu tasarımda bir yandan özne bedeniyle ilişkisini sorunsallaştırır, diğer yandan, herhangi bir beden sahip olduğu özellikler nedeniyle “ötekine” dönüşebilir. Bu kurgu ile hem anlatı dünyalarında, hem de gerçek yaşamda karşılaşmak çok kolaydır. Kolektif hafızaya kazınan bu ikilik ilişkisi çoğu kez ruhu yüceltir, bedeni alçaltır. Birey bedeni, çoğu kez bu zihinsel tasarım ile görmeye alışır. Eyleyen özne için ruhunun/zihninin yüceltilmesi, amaçlarına ulaşmak için eyleme geçtiğinde ona güç verebilir. Ama bedeninin sahip olduğu genetik ve kalıtımsal özellikler onu çok kolayca, tarihin her anında “öteki” haline getirebilir, bu kez bedeni bir “tahakküm” alanına dönüşür. Bedeninin * Bu yazın yayınlanmış bir bildiridir. Bkz. Akşit Göktürk Anma Toplantısı Bildiri Kitabı içinde, İstanbul Üniversitesi Yayınları, 2007 1 Felsefi açıdan beden tanımları için Bkz. Abdülbaki Güçlü, Serkan Uzun ve diğ. (Haz.), Felsefe Sözlüğü, Ankara: Bilim ve Ütopya Yayınları, 2003, ss.184–187.