Toplumsal Dönüşümler ve Televizyon: Günümüz Dizi Uyarlamaları Üzerine Eleştirel Bir Bakış Zeynep GÜLTEKİN AKÇAY 1 Giriş Türkiye’de özel televizyon yayıncılığı ile birlikte program türleri, önce tüm televizyon kanallarının ekranlarını birdenbire doldurmuş ve sonra da yine birdenbire yitip gitmiş ya da başka formüller altında varlıklarını sürdürmeleri olağan bir durum haline gelmiştir. 2 Tür ya da formatların dönüşümü çok kısa süreli dönemlerde gerçekleşir. Bir yandan eski ve yeni formatlar birlikte kullanılırken bir yandan da bunların aralarındaki sınırlar gittikçe incelir. Televizyon içeriklerinin bu açıdan incelenmesi ve neden bir formatın ya da türün değil de diğerinin tercih edildiği, televizyonun anlatısal kategorilerinin hangi kültürel ürünlerin ya da anlatı geleneklerinin izlerini taşıdığı gibi sorulara yanıt aranması , televizyon-kültür-toplum etkileşiminin anlaşılması için önemlidir (Çelenk, 21,91). Bu açıdan 1990 sonrası değişen yayıncılık anlayışıyla birlikte , 2000 sonrası sayıları hızla artan edebiyat uyarlamalarının televizyondaki durumu bu çalışmada değerlendirilecektir. Reyting oranları (izlenme oranı) pek çok programı geride bırakan alt tür uyarlamaların bu kadar popülerleşmesinin nedenlerini aramak, televizyon-toplum ilişkisinin anlaşılması açısından önemlidir. Çoğunlukla yerli dramaların alt türü olan uyarlamaların popülerleşmesinin nedeni, izleyici tercihinin bu yönde olması, niceliksel artışa bağlı olarak öne sürülen niteliğin çeşitlenmesi, öz kaynaklara sahip çıkma gibi düşünceler tartışma konuları olmakla birlikte, bu çalışmada, uyarlamaların hızlı biçimde popülerleşmesi, değişen yayıncılıkla birlikte ticari düşüncenin öne geçmesi, kar güdüsü ve bunun içinde izleyiciyi elde tutmak için içeriklerde istenilen kodların yerleştirilmesi gibi nedenler üzerinde durulmuştur. Bu açıdan çalışmada 2000 sonrası yayınlanan edebiyat uyarlamaları ele alınmış, her bir diziyi 1 Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi 2 Bu durum her ne kadar ABD ve Batı Avrupa televizyonları gibi pek çok ülke televizyonlarında da tanık olunabilecek bir gelişme olarak görülebilirse de, Türkiye’deki durum çeşitli yönleriyle ilginçlik arz etmektedir. Öncelikle televizyon yayıncılığının daha eski olduğu ABD ve Batı Avrupa ülkelerinde türlerin ortaya çıkışları, dönüşümleri ve kimi zaman tükenişleri daha uzun, genellikle on yıllık dönemlere tekabül eden bir gelişme göstermektedir: ABD’de 1950’li yıllarda yaşanan canlı drama altın çağının, 1960’larda yerini taşra yaşamını anlatan sit-comlara (durum komedisi) terk etmesi, 1970’lerin ortalarından itibaren zamanla yerlerini gençlik dizilerine bırakmaları türsel dönüşümün iyi bilinen bir örneğidir. Toplulukların, türsel evrimi ve programcılık eğilimlerini açıklarken bir izleyici gereksinimini varsaymaları en yaygın yöntemdir: izleyici gereksinimi kavramı, kültür içinde, endüstri içinde ve anlatı biçiminin kendi içinde bir dönüşümü açıklamak için aranan uygun bir sözcüğün yerine geçmektedir, kendi içinde hiçbir anlama sahip değildir (Çelenk, 90-91). 1