Etimolojik Türkçe Sözlük Kelime-Köken By Erkan Kiraz 01.11.2006 Page 1 / 330 © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. Bu Kelime-Köken Türkçe Sözlük çalışması uzun soluklu bir emek ve bilgibirikiminin ürünü olarak suyüzeyine çıkan ilk görüntüsüdür. Çalışma sürmektedir. Güncellemeler ve eklemeler yapılmakta ve ayrıntılı bilgiler eklenmektedir. Böylesi bir Etimolojik Türkçe Sözlük ne yazık ki Türkiye’de bana göre mevcut değildir (?). Bir boşluğu dolduracağından eminim. Bu çalışmadan beklenen birincil amaç Türkçe’mizin özgün biçimde kendi yolunu ve kimliğini korumasıdır. Amaç Türkçe’ye girmiş ve kullanılan yabancı kökenli (Konuk Kelimeler) kelimelerden temizlemek olmayıp, onun zenginliğini kanıtlamaktir. İlk evrelerden itibaren onu etkileyen diğer dillerden girmiş bulunan kelimler Türkçe’mizin zenginlik unsurudur. Çalışmanın ikincil amacı Bilimsel Dil diye bize yutturulan savın aslında ne derece yavan olduğunu göstermektir. Bilimsel Dil’i Türkçe’nin karşılamadığı savı ise çok gülünçtür. Bilimsel Dil denilen ve Türkçe’mize Batı Dilleri üzerinden ama özellikle nedense Fransızca okunuşlarıyla sokulan Karma Dil aslında Çağdaş Osmalıca’dır. Kloroform kelimesi Fransızca okunuşludur. Kelime melezdir. Birleştirilmiş iki kelimeden oluşur; [Yun.: chloros + Lat.: formica > Fra.: chloroforme]. Bu kelime oluşturmanın Osmanlıca kıraathane kelimesinden biçim olarak zerre farkı yotur; [Arp.: kıraat + Far.: hâne > Far.: kıraathâne > Osm.: kıraathane]. Biliminsanları çalışmalarında buluşlarını isimlendirmede kısa kelimeleri yeğlemişlerdir. Bilime, Teknolojiye, Modaya, Otomotive sokulan Latince ve Yunanca kökenli kelimelerin kullanıma sokulma yılları vardır. Genelde Batılı biliminsanları Eski Yunance (Grek) ve Latince (Latin) kökenli kelimeleri kullanmışlardır. Seçtikleri isimledirmeler öyle dedikleri için öyle olmuşlardır. Başkaca bir Bilimsellikyoktur. Kelimelerin özgün anlamları basit ve yalındır. Tıpkı Halkdili’mizde olduğu gibi. Midesi ağrıyan halkımız “miğdem ekşiyor” der. Bu doğrudur. Bilimsel olarak bu asit’tir; [Lat.: acidus > Fra.: acide]. Latince’de acidus: ekşi demektir. Türkçe’de Asit’e Ekşi demizde ne gibi bir sakınca vardır! Dilimizde Fransızca Kökenli denilen tüm kelimeler sadece Fransızca okunuşları ile kabul edildiği için öyle zannedilmektedir (!) yoksa bu onların Arapça & Farsça (Alkol ve Lapis Lazuli gibi) yada Çağdaş Osmanlıca (Yunanca & Latince) kökenli oldukları gerçeğini değiştirmemektedir. İşin gerçeği onların gülünç biçimde anlamsız ve melez kelime kümeciklerinden oluşmasıdır. Benzer biçimde Türkçe’de oluşturma ile yeni kelimeler üretilmesine bence hiçbir engel yoktur. Gülünçlük bazen şöle de olabilmektedir; Kiosk [Far.: şk > Osm.: şk > Batı Dilleri > Kiosk & Kiosque > Tür.: Kiosk]. Böylesi de olmaz demeyin! Oluyor. Fransızların ve Almanların Osmanlıca’dan apardığı şk kelimesi Türkçe’mize geri gelip Kiosk oluyor! Analjezik [Yun.: an + algesia + ikos > Fra.: analgésique]: agrısız, sızsız yada sancısız demektir. Ağrısız demek neden bilimsel olmaz? “Teknoloji”: “İşibilme”dir. Bu neden Bilimsel olmaz? Teknoloji [Yun.: techne + logia > technologia: > Fra.: technologie]: işibilme. Bu denli basittir. “haldenanlama neden illa da “Bilimsel” görünsün diye Yunanca “empati” olur? Üç kelime vardır; Yunanca: polis: kent, Latince: civitas: kent ve Arapça: medine: kent. Üç kelime de “kentli: medeni” yani “uygar demektir. Neden? Bir arada yaşanıldığı için. Köy, kent anlamına gelen bu üç kelimeden onlarca kelime üretilmiş ve bilimsel diye dilimize sokulmuştur. Biz neden kent kelimesinden üretilmiş kelimeleri o yabancı kökenli kelimeler yerine kullanamayız aklım ermez! Aslında demek istediğim, bu “Bilimsellik Savı ezberini Bilgisayar İşletim Sistemi, Uygulama Programları ve İnternet bozmuştur. Herkes görmüş ve inanmıştırki, Türkçe’miz her bir olay için yeterlidir ve ondaki uyum ve zenginlik güdük Batı Dilleri, hele aslı ve geçmişi olmayan İngilizce’den, kat be kat üstündür. Adam anlamsızca Disk demiştir. Biz de Teker deriz. Basittir. Mouse yerine Fare deriz. İş biter. Printer: yazıcı, scanner: tarayıcı, print-out: çıktı deriz. İş bitmiştir. Bu denli basittir. Ama bir zamanlar Bilimsellik Adına” tersini dayatılan kelimeler yokmuydu! Ülkemizde Tıp, Mühendislik, Matematik vb okuyan üniversite öğrencileri Batılı eşdeğerlerine göre oldukça zorlu bir olayı başarmaktadırlar; Zerre kadar eski Yunance ve Latince bilmeden okullarından mezun olmak büyük özverdir. Çünkü öğrendikleri her bir bilgi ya eski Yunance yada Latince kökenli kelimelerden oluşmaktadır. Ya hiç Farsça ve Arapça bilmeyen ama Hukuk ve Siyasal’dan mezun olan öğrencilerimiz neyi başarmaktadırlar acaba! Türkler: Türkler Orta Asya’dan ayrılıp güneye, Hazar bölgesine, İran’a, Anadolu’ya, Anadolu ve Hazar üzerinden Batı’ta doğru hareket ederken karşılatıkları her ulus, dini inanç, kültürel yapı, dil ve gündelik yaşamla karşılıklı olarak etkileşim içine girmişlerdir. Bir kısmı İslam’ı kabul ederken bazıları ise zamanla Slavlaşmış, Hiristiyan inancını benimsemiştir. Türkic denilen geniş dil ailesi içinde Çuvaşlar, Tatarlar, Özbekler, Türkmenler, Kırkızlar, Azeriler, Gagavuzlar vb ile Ermenice, Yunanca ve Rumca, Latince, Hint-Avrupa ve Slavcayı etkileyip onlara Konuk Kelimeler verirken bir çok dilden de sürüyle Konuk Kelime alıp o kelimeleri eğip bükmüş ve Türkçe içinde neredeyse asıllarından farklı biçime getirmişlerdir. Osmanlıca: Osmanlı İmparatorluğu’nun resmi dili. Türkler, Orta Asya’da iken ilkin Mogollar ve Çinliler etkileşime girmişlerdir. Göçlerle ilkin Müslüman Arap ve İranlılarla karşılaşmışlar ve bu evrelerde Müslüman olmuşlar. Arap ve İran Beylik ve İmparatorlukları’nda Akıncı Askerlik yapmışlar ve Küçük Asya yani Anadolu’ya doğru ilerleyişlerinden sonra kendi Beyliklerini kurmuşlardır. Osmanlı Beyliği’nden İmparatorluğa geçişte ve sonralarında Anadolu’da yaşayan çeşitli ulus, kültür, inanç ve dillerle karşılaşmışlardır. Avrupa ve Rusya’ya doğru genişlemişlerdir. Böylece