4. Uluslararası Sinan Sempozyumu: Su ve Mimarlık 11 - 12 Nisan 2008 Edirne Soner ahin 177 18. YÜZYILIN ĐLK YARISI ĐSTANBUL KENTĐNDE SU YAPILARI             Soner ahin Abstract Water related buildings, e.g. sebils, fountains, pools, canals etc, in Ottoman architecture, has many different variations and form in time. But, the number of this kind of buildings gradually increased in the first half of the 18 th century (i.e. Ahmed III and Mahmud I period). Many sebils and fountains are on the most dramatic corners of the city; they have different plans; the façades are full of ornamental relief and they are more decorative in all sense than previous ones. They have wide eaves projecting over all façades of the buildings; and domes with high drums. Some of the water related buildings in this period are just huge water jar; some are façade fountains with basin where water pours into; some are monumental buildings like a small kiosk with open and enclosed spaces. Water related buildings, are the buildings where change in the 18 th century Ottoman architectural style can be observed gradually. The reasons behind the changes in Ottoman architecture of these periods are various. After a long period of “classical” Ottoman architecture, which lasted since 1450s, the artists and patrons might seek the “novelty”, and buildings with water, must have been seen as ideal medium to put into practice the “search for novelty”. As secular buildings, they were free from limitation and conservatism of religious architecture. They are small buildings, compared to mosques, palaces, schools etc, so it was easy to apply new techniques and details. The source of the new architectural vocabulary for these building was sometime European architecture and sometime Persian and even Indian architecture. Examining these innovative buildings shows that there were different artistic approaches and architectural styles within the first half of the 18 th century; from classical to baroque. Additionally, these buildings show us a good example of connection between water and architecture within city life, and connection between different cultures. GĐRĐ Geçmizaman boyunca hemen her yapı, su ile ilikilendirilmitir. Yaam, suyu temel alarak olutuğundan ve insan içmek, temizlenmek, üretmek, seyahat etmek veya görüntüsünden/sesinden yararlanmak için suya muhtaç olduğundan mimarlıkla su arasındaki bu iliki doğaldır. Ancak bazı yapılar vardır ki, özellikle su için yapılmılardır. Fonksiyonel olarak suyu kullanan bu yapılar, “su yapıları” olarak adlandırılabilirler. Gerek Đslam öncesi kültürün izleriyle, gerek Đslam düünüüyle manevi bir anlam da kazanan su, Türk mimari geleneğinin bir parçası olmutur. Türklerde su için yapılan hayır, ibadetlerin en makbulü olmu, bir yere su getirmek, bir çeme yaptırmak sevap olarak kabul edilmitir. Cami içlerine konan su küpleri ya da teknelerinden oluan basit sebillerden, genellikle bir duvara yaslanmıtek cepheden ibaret çemelere, büyük kanal-havuzlara kadar pek çok çeitlilik gösterse de Osmanlı su yapıları, özetle u ekilde sınıflanıp sıralanabilir; su çıkarmaya ve ehre su getirmeye yönelik yapılar (bent, suyolu, su kemeri, maslak, maksem-su deposu, su terazisi, su dolabı, kuyu), suyun görünür bir eleman olarak kullanıldığı yapılar (çeme, adırvan, abdest musluğu, su tabutu, selsebil, havuz, kanal, kaskat, fıskiye, hamam, sebil) ve bünyesinde suyu kullanmayan ama suyla yakın iliki içinde olan yapılar (yalı, tersane, kayıkhane, liman, köprü). Su yapıları, Osmanlı mimarlığının çeitli dönemlerde sayı ve sitil açısından değiiklik gösterir. Ancak, 18. yüzyılın ilk yarısında, su yapılarında sayıca hızlı bir artıolduğu görülür. III. Ahmet ve I. Mahmut’un saltanat devrini içeren bu dönem, aynı zamanda mimarlık açısından Lale Devri’ni ve Osmanlı Baroğu’nun balangıcını içeren bir dönemdir. Kent içi su yapıları açısından önemli örneklerin görüldüğü bu devirde söz konusu yapılar, kentin karakter kazanmasında ve kent mekânlarının tanımlanmasında önemli bir rol oynamalarının yanı sıra devrin sanat anlayıının ve yaantısının da göstergeleri olarak karımıza çıkmaktadırlar.