49 Kocaeli Üniversitesi, ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Dergisi, Yıl: 5, Sayı: 7, Haziran 2009. YOLSUZLUK ARATIRMALARI ÜZERNE SYASAL KÜLTÜR EKSENLNOTLAR Doç. Dr. Yücel DEMRER * yuceldemirer@kocaeli.edu.tr Doç. Dr. Binhan Elif YILMAZ ** binhan@istanbul.edu.tr 1. GR Yolsuzluk konusunu inceleyen çalımaların ezici çounluu, geçerlilii konusunda üzerinde oydamanın bulunmadıı yöntemlerle toplanan sayısal verilerin uluslararası karılatırmasına dayanmaktayken, örnek olaylara dayanan niteliksel çalımaların bunlar üzerinden sistematik analizler yapılmasının önünü açacak teorik çerçeveden yoksun olması sık sık yakınma konusu olmaktadır. 1 Bu makalenin temel amacı, bir yandan bahsi geçen metodolojik olanakları geniletme balamında sürdürülen tartımanın parçası olmak, öte yandan yolsuzluk olgusunu douran faktörlerin siyasal arka planının kültür üzerine younlaılarak tartıılmasıdır. Bir baka deyile metnin sorunu, yolsuzluun tür ve teknik ayrıntılarından çok, içine doduu, yaam alanı bulduu tarihsel, sosyal ve siyasal ortamın deerlendirilmesi ve bu balamda da anlamlandırılmasına katkı sunulması çabasıdır. 2 Bu türden bir * Kocaeli Üniversitesi ..B.F., Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü. ** stanbul Üniversitesi ktisat Fakültesi, Maliye Bölümü. 1 Bu konuda sistemli bir deerlendirme için bkz. Andersson ve Bergman 2009. 2 Hasan Bülent Kahraman’ın Sabah Gazetesi’ndeki köesinde 25 ubat 2009 tarihinde yer alan “Kıran kırana rantçılık” balıklı makalesinin giricümleleri bu konudaki saptamamızı destekler niteliktedir: “Zaman zaman hiç katılmadıım görüler öne sürse ve nispeten daha eski bir ekole balı olsa da çok büyük bir tarihçi olduuna dair hiç kuku taımadıım Bernard Lewis’le ben Princeton’dayken zaman zaman yemek yiyorduk ve her defasında Dou toplumlarındaki sosyal menfaat ilikileri hakkında sohbet ediyorduk. Lewis çok önemli bir saptama yapıyor ve sadece Türkiye’de deil Ortadou’daki tüm ülkelerde bir aile mensubunun belli bir güç (kazanç, iktidar, çevre, iliki) saladıktan sonra bunu çevresine daıtmamasının bir tür yozlama olduunu öne sürerek rüvet türü ilikilerin doal ya da tarihsel bir yanı olduunu vurguluyordu. Buna karılık bireyin çok gelitii toplumsal ilikilerin dahi bireycilik etrafında örüldüü Batı’da model bunun tersinedir diyordu. Yani eldeki imkân ve kudret bakasına kullandırılırsa bu bir tür çöküve dejenerasyon kabul edilir… Bu saptama Türkiye’de bu alanda yaananların önemli bir bölümünü