52 hayat sağlık O smanlı İmparatorluğu’nun önemli, fakat yakın zamana kadar çok fazla irdelenme- miş alanlarından biri, sahip olduğu karmaşık sağlık sistemidir. Bu karmaşıklık, hem kurumla- rının çeşitliliğinden hem de coğrafyasının ve do- layısıyla etnik kompozisyonunun genişliğinden ileri gelmektedir. Elinizdeki yazı, bu karmaşık sistemin zaman içinde nasıl farklı biçimlerde in- celendiğini ve günümüzde bu karmaşıklığa nasıl bir çerçeveden bakıldığını ortaya koymayı amaç- lamaktadır. Cumhuriyetin erken dönemlerindeki tıp tari- hi çalışmalarının çerçevesini Osmanlı tababetin- den ziyade eski Türkler’in ve İslam tababetindeki Türk öğelerin izlerini takibin oluşturduğunu gör- mekteyiz. Bu tür çalışmalar yeni kurulan bir re- jimin siyasi altyapısının tababet ile de oluşturul- ması çabası esnasında tezahür eden bir tür yeni Türk tababeti inşasını göstermektedir. Bu ifade ile kastedilen husus, Osmanlı tıbbının Türklük öğeleri taşımayan bölümlerinin neredeyse ta- mamen atlanarak Türklüğün köklerinde tıbbi başarılar arama gayretinin, dönemin tıp tarihine damgasını vurmuş olmasıdır. Bu çalışmalardaki bir başka damar, hekimler tarafından bilhassa tıp fakültelerinde ‘tıp tarihi ve deontoloji’ çerçevesinde oluşturulmaya başla- nan tıp tarihyazımıdır. Diğer bir deyişle modern hekimlerce yazılan modern tıbbın tarihi, tıbbın pre-modern addedilen öğelerinin tarihyazımının dışında bırakılmasına ya da geleneksel tıbbın ayrı bir alt başlıkta kalmasına sebep olmuş, bunların yerini stetoskoplar, ameliyathane fotoğraları al- mıştır. Miri Shefer Mossensohn dikkatimizi bir başka noktaya daha çekmektedir: Her ne kadar Osmanlı tıbbının tarihi bilhassa Türk tarihçile- rin ilgisini çekse de genel olarak Ortaçağ sonra- sı İslam bilim ve tarihi, Osmanlı tıbbının içinde nadiren tartışılmaktadır. Üstelik tartışmanın, Osmanlı’nın büyük keşilerinin ve genel bir en- telektüel düşüşün ötesine geçebilmesi çok daha nadirdir. Temel problem, Batılı ve Türk tarih ya- zarları için dinamik olmaktan uzak bir Osmanlı tahayyülüdür. Mossensohn bunun sebebi olarak iki akımı göstermektedir. Birincisi, oryantalist ve Arabist yaklaşım, ikincisi ise milliyetçi ve Türkçü bakış açısı. Oryantalizm ile milliyetçi/modern- leşmeci tarihyazımları genel olarak İslam toplu- luklarının tarihlerini incelemede 1970’lere kadar iki temel yaklaşım olagelmiştir. Bu bakımdan düşüş paradigması yeni kurulan rejimlerin fikrî Türkiye’de Modernleşme Çalışmaları ve Tıp Tarihi: Eleştirel Yaklaşımlar Ceren G. İlikan Rasimoğlu