1 İlhan Uzgel ve Bülent Duru (der.) (2009) AKP Kitabı: Bir Dönüşümün Bilançosu, Phoenix Yayınevi, 39-64. Türkiye’de Neoliberal Otoriter Devletin AKP’li Yüzü Pınar Bedirhanoğlu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) Türkiye’de 2002’den bu yana süregelen iktidarı, liberal ve muhafazakar çevreler tarafından sık sık ülke siyaseti açısından köklü dönüşümler içeren bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Henry Barkey ve Yasemin Çongar’ın, AKP’nin 2007’deki genel seçimlerden tek başına iktidar olarak çıkmasının ardından kaleme aldıkları makalelerinin başlığı, bu eğilimi en iyi yansıtan örneklerden biridir: “Türkiye’nin Seçimlerini Yorumlamak: Bir Devrim Yapmak”. 1 Barkey ve Çongar’ın, Kürt sorunu ve serbest piyasacı reformlar karşısında uzlaşmaz bir tutum izleyen Kemalist seçkinlere karşı liberal demokrasinin, barışın ve hukukun üstünlüğünün taşıyıcısı olan AKP’nin zaferi olarak tanımladığı bu “devrim” süreci 2 , ilgili yazında ayrıca, çevrenin merkeze ya da yerel sermayenin İstanbul merkezli büyük sermayeye tepkisinin bir sonucu olarak da değerlendirilmektedir. 3 Galip Yalman’ın Türkiye’de neoliberal devlet eleştirisine ilişkin geliştirdiği “muhalif ama hegemonik” ifadesini 4 AKP iktidarına uyarlarsak, bu “devrim” savının AKP’nin “muhalif ama iktidar” bir pozisyondan siyaset yapmasını kolaylaştırarak Partiye en azından bir süre için güçlü bir politik söylem kazandırdığını ileri sürebiliriz. 5 Bu tür yorumlar, tarih ötesi anlamlar taşıyan siyasi-iktisadi modeller üzerinde yükseldiklerinden, ne küresel ölçekte ne de buna koşut olarak Türkiye’de yaşanan toplumsal dönüşümleri tarihsel bütünlükleri içinde açıklayabilmektedirler. Zira, 1980’lerden itibaren dünya çapında uygulamaya konan neoliberal politikalar, bugün bırakalım Türkiye’yi, Batı’da dahi liberal demokrasinin ve barışın geleceğini ciddi biçimde tehlikeye sokmuştur. 6 Irkçılık, ayrımcılık, terörle mücadele adına hayata geçirilen baskıcı uygulamalar ve kayıtsız emek sömürüsü, bugün Güney ülkeleri kadar Kuzey ülkelerinin de sorunlarıdır. Bu sorunların, içinde bulunduğumuz küresel kriz nedeniyle daha da derinleşmesi beklenmektedir. AKP iktidarının Türkiye siyaseti açısından anlamını, küresel kapitalizmin günümüzde ulaştığı sömürü düzeyini ve bunun dünya genelinde gözlemlenebilen siyasi sonuçlarını dikkate 1 Henri J. Barkey ve Yasemin Çongar (2007) “Deciphering Turkey’s Elections, The Making of a Revolution”, World Policy Journal, Cilt 24, Sayı 3, 63-73. 2 Barkey ve Çongar, 63. 3 Cihan Tuğal (2007) “NATO’s Islamists”, New Left Review, No.44, 5-34. AKP’nin burjuvazi içindeki desteğinin Anadolu sermayesinden geldiğini ve bunun Türkiye siyasetinde devrimci bir dönüşüm olduğunu ileri süren yazarlardan biri de Hasan Bülent Kahraman’dır. Sermaye -emek çelişkisini esas alan sol bir perspektiften yola çıktığını belirten Kahraman’ın bu analizleri için, bknz. Hasan Bülent Kahraman (2008) “Anadolu-İstanbul Meydan Muhaberesi” (15.9.2008), “Anadolu-İstanbul Meydan Muhabereleri-2” (17.9.2008), Anadolu-İstanbul Meydan Muhaberesi-3” (18.9.2008), “Muhabere Tahlilleri-1” (24.9.2008), “Burjuvazi-AKP Gizli İttifakı” (25..2008), Sabah Gazetesi. Kahraman’in bir eleştirisi için bknz. Mustafa Sönmez (2008) “Hasan Bülent Kahraman’ın AKP-burjuvazi tahlilleri üstüne”, www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=19428. 4 Galip Yalman (2003) “Türkiye’de Devlet ve Burjuvazi: Alternatif Bir Okuma Denemesi”, Neşecan Balkan ve Sungur Savran (der.), Sürekli Kriz Politikaları, İstanbul, Metis, 46. 5 Bu tür bir tartışma için bknz. BSB (2008) 2008 Kavşağında Türkiye, Siyaset, İktisat ve Toplum, Yordam Kitap, 17-26. 6 Neoliberal politikaların, liberal demokrasiyi diktatörlük temelinde nasıl yeniden tanımladığına ilişkin bir tartışma için, bknz. Werner Bonefeld (2006) “Democracy and Dictatorship: Means and Ends of the State” , Critique, Cilt 34, Sayı 3, 237-252.