1 ATATÜRK, ORTADOĞU VE FİLİSTİN Yrd.Doç.Dr.Sait YILMAZ* Ortadoğu bugünkü şeklini Osmanlı İmparatorluğu’nun bölge üzerindeki gücünü kaybetmesi ve İngiltere ile Fransa’nın daha sonra da Amerika’nın bölge üzerinde etkin rol alması ile aldı diyebiliriz. Orta Doğu coğrafyasındaki ülkelerden bazıları o dönemdeki isimleri ile var olurken bazıları sonradan ulus-devlet yapısını kazanmışlar ve daha çok petrole dayalı hegemonik güç paylaşımlarının sonucu suni haritalar dâhilinde yeni devletler olarak ortaya çıkmışlardır. Bu statüko İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin bölgeye girmesi ve kontrolü alması ile İsrail’in kurulması hariç hiç değişmeden devam etmiştir. Osmanlının çöküşü ile Batılı ülkelerin ekseninde oluşturulan suni devletlerin çoğu artık tarihsel anlamda kendilerine şekil veren aşiret hayatı ve güçlü aile yapıları ile ayakta kalmakta zorlanmakta, kâğıttan kaleler gibi birer birer yıkılmaktadırlar. Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlerin Osmanlı toprağı olan Filistin’i işgalinde Arapların önemli katkısı oldu ve Osmanlı, Araplar tarafından Ortadoğu’nun pek çok yerinde olduğu gibi bu topraklarda da arkadan vuruldu. 1918 yılında, İngilizlerin Suriye içlerine ilerlemesine karşı koymaya çalışan Mustafa Kemal, bir yandan İngilizlerle mücadele ederken, diğer yandan Arap silahlı çeteleriyle mücadele etmek zorunda kaldı. Ortadoğu ve Yabancı Güçler Ortadoğu, 16. yüzyıldan itibaren Avrupa’nın yayılmasıyla iki taraflı bir kıskacın ortasında kıstırılmıştır. Kuzeyden Ruslar, Osmanlı ve İran’ı sıkıştırırken, Batı Avrupalılar da Afrika’nın etrafından dolaşarak Akdeniz’i aşıp Arap dünyasına ulaşmışlardı. 16. yüzyıla kadar haçlılık zihniyeti ile hareket eden Batı dünyasının politikalarına önce 15. ve 17. yüzyıllarda ortaya çıkan sömürgecilik anlayışı daha sonra emperyalizm düşüncesi egemen olmuştur. Hindistan’ı ele geçirdikten sonra Osmanlıya ilgisi artan İngiltere, 1878 Berlin Antlaşması ile Osmanlı’nın işlerine müdahale edecek hükümler oluştururken kısa süre sonra Kıbrıs’a yerleşti, Mısır’ı ele geçirdi ve Ermeni, Kürt ve diğer dini ve etnik meselelere el atarak bozuculuk alanında Rusya’nın da önüne geçti 1 . Ortadoğu’dan Osmanlı’nın tasfiye sürecini başlatan; İngiliz politikalarının etkisine kapılan Mekke Şerifi Hüseyin ile İngiltere’nin Mısır Yüksek Komiseri McMahon arasındaki mektuplaşmalardır. Hüseyin’e bağlı kabilelerin 10 Haziran 1916’da Mekke’deki Osmanlı garnizonuna saldırısı ile Arap ayaklanması başlamıştır. İngilizlerin oyununa gelen Şerif daha sonra kaçtığı Kıbrıs’ta öldü. Filistin’e yoğun göçlerin başladığı dönemde Museviler, 30 milyon sterlini bulan tüm Osmanlı borçlarını Filistin’e karşılık tasfiye etme ve ödeme girişiminde bulundular. Hiç olmazsa Hayfa dâhil Akkâ sancağını istediler. Fakat Osmanlı yetkilileri, buna karşılık, Yahudi girişimcilere ekonomik bazı imtiyazlar verebileceklerini, ama asla Filistin’i vermeyeceklerini söylüyorlardı. Washington’daki Osmanlı Büyükelçisi Ali Ferruh Bey, 24 Nisan 1899’da bir * İstanbul Aydın Üniversitesi , saityilmaz@aydin.edu.tr 1 Ömer E. Kürkçüoğlu: Türk-İngiliz İlişkileri (1919-1926), A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesi, Ankara, 1978, s.27-28.