1 ÖZELLEŞEN GÜVENLİK, ASKERİLEŞEN İSTİHBARAT VE YENİ PARADİGMA Doç.Dr.Sait Yılmaz* Giriş Soğuk Savaş sonrasında ülkeler doğrudan yöntemler yerine, dolaylı yollardan çökertilmeye çalışıldı. Ülke içine örülen ağlar ile rejimler; demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi Batının belirlediği kriterler ile tek taraflı olarak yargılandı, mahkûm edildi, iç işlerine müdahale edildi, dönüştürüldü. Bütün bunların altında yatan sebep ise kendi ekonomilerinin yani kapitalizmin ihtiyaçları idi. Bu müdahaleler ile bir yandan başta enerji kaynakları olmak üzere doğal kaynaklarına el atılırken, diğer yandan özelleştirme yolu ile ülkelerin diğer varlıklarına el konuldu. Bunların hepsinin gerekçesi hegemonik güçlerin güvenliği yani kendi ulusal çıkarları idi. Bush, Obama, Merkel ya da Sarkozy görevleri süresince küresel ya da insanlığın çıkarlarına değil ülkelerine hizmet etmek için yarıştılar. Bu liderler kendileri gibi olma adına bizlere isteklerini dayatırken, arkadan gelenlerin kendilerine yetişmemesi için merdivenleri çoktan itmişlerdi. Kendilerinin de yapmadıklarını ve tehlikeli gördüklerini bizlere yapmamamızı söylediler; ulus-devleti ve milliyetçiliği boşverin, azınlıklara istediklerini verin, ekonomizini açın, korumacılığı kaldırın dediler. Türkiye‟nin Avrupa Birliği hayali de Batılılaşma peşinde „olmayan bir merdivenin‟ hikâyesi olmaya devam ediyor. Artık Avrupa‟da bile birlik olma hayali bitmeye yüz tutmuştur. Her dönemin bir ruhu yani paradigması vardır. Bu ruh gene değişiyor çünkü şartlar değişti. Diğer yandan, dünya tarihi hızlandı. Artık geometrik yani daha kısa süreli paradigmalar yaşıyoruz. Buna karşın insan aklı yani devlet adamları ve politika yapıcılar aritmetik bir biçimde düşündüklerinden hızlı değişimleri zamanında yakalayamıyorlar. Bu nedenle ortaya “belirsizlik”, “kaos” gerekçeleri ile kolayına kaçanlar için komplo teorileri ortaya çıkıyor ya da geleceği göremeyenler diğerlerini ironik bir şekilde komplocukla suçluyor. 11 Eylül 2011 ile küreselleşme olgusunun önüne yeni bir kavram geçmişti; küresel teröre karşı savaş (GWOT 1 ). Afganistan ve Irak savaşları ile tüketilen bu dönem de yeni bir sona geliniyor. Güvenlik işi büyük ölçüde algılama, strateji ise keyfiyet meselesidir. Yeni bir arayış, geçiş dönemindeyiz. İçinde olduğumuz dönemin gelişmeleri artık sadece küresel terör ile açıklanamayacak hale geldiğinden yeni dönemin ya da paradigmanın esasları ortaya çıkıyor. Yeni uluslararası düzenin esaslarını ortaya çıkarabilmek için “durum farkındalığı” ile işe başlamak, dünyanın yaşamakta olduğu siyasi, ekonomik, sosyo-kültürel ve bir bütün olarak güvenlik problemlerini teoriden pratiğe analiz etmek, tek tek kendi çıkarları peşinde olan diğer ülkelerin vizyonlarını paylaşmak yerine kendi vizyon ve stratejilerimizi üretmek, doğru ve ulusal ihtiyaçlara uygun bir bilgi-eylem kurgusunu oluşturmak zorundayız. Bugünün dünyasını anlamak için; rejim restorasyonu, toplum mühendisliği, güç projeksiyonu, güvenlik ortamını şekillendirme, kamuoyu diplomasisi gibi içimizde örülen ağların ve dönüştürülme kurgusunun aktörlerini ve kullandığı yöntemleri bilmek ve önlem almakta geç kaldık. Bu kurgunun temelinde iç içe geçmiş, yeni bir güvenlik ve istihbarat kültürü yatmaktadır 2 . Bu çalışmada, bir yandan güvenlik ve istihbarat alanında yaşanan son değişimleri incelerken, yeni paradigmaya yönelik trendleri ortaya koymaya çalışacağız. * İstanbul Aydın Üniversitesi Ulusal Güvenlik ve Strateji Araştırma Merkezi (USAM) Başkanı, saityilmaz@aydin.edu.tr 1 Global War on Terror. 2 Bu kültürün esaslarını daha önce pek çok makalede açıkladık. Bakınız; 21. Yüzyıl Sitesi (Sait Yılmaz): ABD İstihbaratında Yaşanan Değişimler, (14.02.2012), İstihbarat Dünyasında Neler Oluyor?, (01.08.2011), Türkiye‟de Güvenlik ve İstihbarat Kurgusunun Temel Sorunları (07.06.2010), Jeopolitik ve İstihbarat Savaşları (20.05.2008).