FİSHER HİPOTEZİ’NİN GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE GEÇERLİLİĞİNİN TESTİ Arş. Gör. Şeref BOZOKLU Arş. Gör. Veli YILANCI İstanbul Üniversitesi İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü Ekonometri Bölümü ÖZET: Bu çalışmada 15 gelişmekte olan ülkede Fisher Hipotezi’nin geçerliliği Levin, Lin ve Chu (2002), Im, Pesaran ve Shin (2003), Maddala ve Lu (1999) ile Choi (2001) panel birim kök testleri aracılığıyla Ocak 1996-Aralık 2009 dönemi için sınanmış ve ilgili dönem aralığında Fisher Hipotezi’nin geçerli olduğu sonucuna varılmıştır. Hipotezin geçerli olması, ele alınan ülkelerde parasal aldanmanın bulunmadığını, nominal faiz oranları ile enflasyon arasında yakın bir ilişki olduğunu ve reel faiz oranının durağan olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda para politikalarının reel faiz oranı üzerinde etkisi bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Fisher Hipotezi, Panel Birim Kök Testleri, Reel Faiz Oranları. 1. Giriş Nominal faiz oranlarındaki değişimlerin ne ölçüde beklenen enflasyon oranındaki değişimi yansıttığı iktisat literatüründe Fisher (1930) tarafından ortaya konulan, uzun dönemde etkin sermaye piyasalarının paranın satın alma gücündeki değişimi dengeleyeceği yönündeki yaklaşımından bu yana pek çok araştırmaya konu olmuştur. Bu yaklaşımın vergilerin olmadığı ve rasyonel beklentilerin geçerli olduğu en katı yorumu Fisher Hipotezi olarak isimlendirilmektedir ve bu hipoteze göre reel faiz oranı büyük ölçüde iktisadi ajanların zaman tercihleri ve reel yatırımların getirisini tanımlayan teknolojik kısıtlar tarafından belirlenmektedir. Bu faktörlerin zaman içerisinde sabit olduğu varsayılmakta ve enflasyon oranının tersi olarak hesaplanan paranın satın alma gücündeki bir değişime paralel olarak, nominal faiz oranında da aynı oranda bir değişimin gerçekleşmesi beklenmektedir. Faiz oranının nasıl belirlendiğine ilişkin olan bu yaklaşım, enflasyon oranındaki bir değişimin uzun dönemde nominal faiz oranlarında aynı büyüklükte bir değişime yol açacağına vurgu yapmaktadır. Fisher Hipotezi’nin geçerli olması, nominal faiz oranındaki değişimin enflasyon oranında gerçekleşmesi beklenen değişimi yansıttığını ima etmekte ve bu açıdan nominal faiz oranının enflasyona ilişkin tahminleri oluşturmak için kullanılabileceğini ifade etmektedir. Ayrıca beklenen enflasyondaki bir artış reel faiz oranı üzerinde kalıcı bir etkiye yol açmayacak, bu artış tümüyle nominal faiz oranına yansıyacaktır. Diğer bir ifadeyle, uzun dönemde nominal faiz oranı ile beklenen enflasyon oranı arasında birebir bir ilişki söz konusu olmaktadır ve bu ilişkinin doğal bir sonucu ise reel faiz oranının sabit olması veya durağan bir süreç izlemesidir. Fisher Hipotezi’nin geçerli olması durumunda, kısa vadeli faiz oranlarındaki değişimler para politikası uygulamalarının daraltıcı ya da genişletici olması konusunda bilgi vermez ve sadece beklenen enflasyon üzerinde etkiler yaratır. Hipotezin geçerli olması paranın süper yansızlığını diğer bir ifadeyle parasal genişlemenin reel faiz oranı üzerinde etki yaratmayacağını ve parasal aldanmanın olmadığını ifade etmektedir. Dolayısıyla, nominal faiz oranı enflasyonun iyi bir tahmincisi olurken izlenen para politikasının biçimi konusunda uygun olmayan bir gösterge olmaktadır.