Weimar Döneminin Çoklu Korkuları ve Alman Dışavurumcu Sinemasın’da Kent: Metropolis Besime Şen, Kutay Ucun “… Daha sonra sinema geldi ve zindandan oluşma bu dünyayı saniyenin onda biri uzunluğundaki zaman parçacıklarının dinamitiyle paramparça etti.” (Benjamin, 2012) Giriş: Metropolis filmi 1927’de Fritz Lang tarafından o dönemin dev bütçeli nadir bir filmi olarak çekildiğinde, Almanya toplumu, savaş sonrası dönemini gömülü korkuları ile geçirmektedir. Birinci dünya savaşının ve kapitalizmin yarattığı derin dönüşüm ve yıkımlarla baş edememiş bir toplum görüntüsünde olan Almanya, “gelmekte olan”ı da büyük bir kuşku ve kaygıyla karşılamaktadır. Tam da böyle bir dönemde 1920’lere özgü yeni bir sanat akımı olarak doğan “dışavurumculuk”, Alman sinemasının öncü filmlerini karakterize etmiş ve yapılan filmler Alman ulusal pazarını aşarak dünya pazarında da yer almaya başlamıştır. Bu yazı, Almanya’nın Weimar Dönemi kesitinde Metropolis filmini, kapitalist modernleşme ve savaşın yol açtığı yıkımlarla yaşamaya çalışan toplumsal sınıflara ait çelişkileri ve bazı yönleriyle yaşananları yorumlama ve geleceğe dair tasavvurları da yorumlamaya çalışacaktır. Yazı iki temel bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde filmin çekildiği özel dönem yani Weimar Cumhuriyeti’nin maddi koşulları ile siyasal ve kültürel atmosferi incelenecektir. Bu koşullar, genel bir çerçeve oluşturmak üzere dönemin kuramsal ve sanatsal kavramlarına yer verecek biçimde, filmin dönemi içindeki yerini ve önemini ortaya koymak üzere ele alınacaktır. İkinci kısımda ise filmin çözümlemesine yer verilecektir. Metropolis, bir kent filmi olma özelliği ile ele alınmaya çalışılacaktır. Weimar Cumhuriyeti 1919–1933 yıllarını kapsayan Weimar Dönemi, Almanya’nın siyasal tarihi açısından öncesi ve sonrası itibariyle temsili bir öneme sahiptir. Son Alman imparatoru II. Wilhelm’in 1918’de sona eren tahtının yerine yeni bir rejim olarak Weimar Cumhuriyeti kurulur. Cumhuriyetin 1