Tarih Boyunca Kadın ve Türk Edebiyatında Değişen Kadın İmgesi Key words: Woman, women rights, feminism, Turkish literature, Westernization Kadın Kış 2011 [ 113. Sayı ] köprü, üç aylık fikir dergisi Woman throughout the History and Changing Woman figure in Turkish Literature Sibel BAYRAM Giriş Kadın nedir? Kadın tarih boyunca nasıl algılanmıştır? Erkek için kadın ne ifade eder? Kadın kendisini nasıl tanımlamaktadır? Kadın, tarih boyunca bu vb. sorular etrafında tartışıladurmuştur. Zaman zaman kadın ve erkek arasında bitip tükenmeyen bir çekişmeye dönüşen bu tartışmaların nedeni ve son bulup bulmayacağı da merak uyandırmaktadır. Kısacası, ‘kadın’ kelimesinin kullanılmasıyla birlikte cevaplandırılması gereken birçok soru karşımıza çıkmaktadır. Kadın; erkek gibi insani bir varlık olduğu halde, tarih boyunca çok farklı olarak algılanmış ve farklı tartışmaların konusu olmuştur. Kadına olumsuz bir anlam yüklemek tarihsel bir anlayışın ipuçlarını verir. Bugün de günlük yaşamda ‘kadın olduğunuz için böyle düşünüyorsunuz’ sözünü sık sık duymaktayız. Tarih boyunca birçok kültür ve gelenekte erkek her zaman özne, kadın ise ona bağımlı bir varlık olarak görülmüştür. Mesela, Michelet ‘Kadın şu bağımlı varlık…’ der. ‘Eflatun, Tanrıya önce kendisini köle değil de özgür bir insan, sonra da kadın değil de erkek yarattığı için şükretmekteydi.’ (Beauvoir, 1980:25) Kadın günümüze kadar bir çok toplumda daima daha edilgen bir yapıya sahip olmuştur. Bu bizim toplumumuz için de böyledir. Kendisini erkeğe bağlı hisseden kadın genellikle çevreden aldığı direktifler yönünde hareket eder. Kadın meselesini, günümüze kadar bir bütün olarak ele alan inceleme çalışması pek yapılmamıştır. Günümüzde de kadın üzerine birçok araştırma yapılmakta ve bu çalışmaları da genellikle kadınlar yürütmektedirler. Ancak, her bir çalışma kadının sadece bir yönünü incelemektedir. Bu da çalışmaların eksik kalmasına yol açabilmektedir. Bu çalışmalarda kadınla ilgili farklı tanımlamalar getirilmekte, farklı kadın telakkileri kadına dayatılarak kadın da buna inandırılmaktadır. Modern dönemlerde kadın konusuyla ilgili tartışmaların ‘feminizm’ kavramı etrafında düğümlendiği görülür. ‘Feminizm’ sözcüğü Fransızcaya 1837’den sonra girmiştir. Robert Sözlüğü, bu sözcüğü ‘kadınların toplum içindeki rolünü ve haklarını genişletmeyi öngören bir doktrin olarak tanımlanmaktadır.’(Michel, 1993:9) Feminizm kelimesi, aynı zamanda kadınların haklarının daha genişletilmesi için yapılan eylemleri de içerir. Feministler cinsiyetçiliğe karşı çıkarlar. ‘Cinsiyetçilik’ kadın cinsine karşı uygulanan ayırımcı bir tutumdur.(Michel, 1993:9) Cinsiyetçilik ‘fallokrasinin’ doğurduğu bir sonuçtur. Fallokrasi ise: 20. yüzyıl ortalarında ortaya çıkmış, erkeklerin kadınlar üzerindeki egemenliğini ifade eden isim’ (Michel, 1993:10) olarak tanımlanmaktadır. Bu da farklı çatışmaların odağını oluşturur. ‘Tarih kitaplarının pek sözünü etmediği bir savaş dikkatimizi çekmektedir. Öyle bir savaş ki kadınlar ve erkekler arasında geçmiştir. Çok eski zamanlardan beri ortalığı birbirine katarak adeta gizli saklı bilinçaltından sürdüregelmiş egemenliği kimi zaman erkeklerin ellerine teslim etmiştir.’ (Graber, 1998:15) Tarih Boyunca Kadın