1 MEDYANIN MİLLİYETÇİ SÖYLEMİ: MEDYA,“ÖTEKİ” VE ŞİDDET Barış Çoban GİRİŞ Toplumsal yapının farklı etnik, dinsel vb. kimliklerden oluşması, yani toplumsal yapının parçalılığı, toplumsal denetimi zorlaştırdığı ve de iktidarın bütünsellik istemini engellediği için, iktidar ait olduğu etnik, dinsel grubun temel alındığı bir toplumsal yapılanımı dayatır. Yani iktidardaki etnik, dinsel grup dışındakiler kendi kimliklerinden vazgeçirilmeye çalışılır, söylemsel ve eylemsel pratiklerle farklı olanlar, azınlıklar yani “öteki”ler, kimliklerinden vazgeçerek temel kimlik olarak sunulan kimliğe dahil olmaya, “asimile” olmaya çağrılır. Bu milliyetçi söylem tüm toplumsal pratiklerde işletilir ve milliyetçilik bu anlamda baskıcı bir ideolojiye dönüştürülür. “Öteki”lerin, bir tehdit olarak algılanması ve iktidardaki etnik grubun giderek ırk sal baskılar içeren bir yaklaşımla farklı kimliğe sahip olanlara, “öteki”lere, yönelmesi ve medyanın da aktif desteğiyle, gündelik yaşam başta olmak üzere tüm yaşam alanlarına baskı uygulaması toplumsal parçalanmanın yaşanmasına neden olur. Medyanın toplumsal bilinçyapısını belirlenmesi ve toplumun denetlenmesi bağlamında iktidar için en etkili ideolojik aygıtlardan biri olması ve medyanın söyleminin toplumun söylemini üst -belirlemesi, farklı kimliklere yönelik olarak aşağılayıcı, dışlayıcı ve şiddet içeren bir toplumsal söylem üretilmesini kolaylaştırır. Medyanın söylemsel şiddeti farklı şiddet biçimlerini de üreterek toplumsal parçalanmayı hızlandırır. Bu çalışma medyanın milliyetçi söyleminin toplumsal alanda yaşanan parçalanmaya etkisini göstermeyi amaçlamaktadır. Eleştirel bir yaklaşımla, “öteki”, milliyetçilik, ırkçılık ve şiddet konuları ele alınmakta, “öteki” sorunu kendisini en açık medya üzerinden ifade eden milliyetçi ideolojinin şiddet içeren toplumsal parçalanmayı beraberinde getirişi çözümlenmeye çalışılmaktadır. I. İKTİDAR VE “ÖTEKİ” Toplumsal yapı bütünsel değildir, parçalı bir ilişkiler toplamına gönderme yapar. İktidar toplumu denetim altında tutarak onu kendi kurgusu dahilinde bütünsel kılmaya çalışır. Toplumsal yapı içersinde iktidar sahibi yönetenlerle, yönetilenler arasında bir yarılma vardır, yönetici azınlık toplumsal bilince yaptığı müdahale ile gerçekliğin iktidarın kurgusu bağlamında anlamlandırılmasını sağlar. Toplumsal bilinçyapısı kendisini ancak iktidar