Avrasya Enerji Satrancında Türkiye’nin Yeniden Gündeme Gelen Rolü Göktuğ Sönmez i Özet En son Rusya-Ukrayna krizi sonucunda, AB’nin enerji güvenliği yeniden sorgulandı. 2006 ve 2009 krizleri göz önüne alındığında bu durum ilk kez yaşanmıyor. 2006 krizinden bu yana genel kanı, AB’nin enerji konusunda Rusya’ya bağlılığının özellikle Rusya enerji kartını siyaseten oynama eğilimi gösterdiği için oldukça tehlikeli olduğu yönünde. Bu argüman, devamında AB’nin arz ve geçiş güzergâhı anlamında çeşitliliğe gitmesi gerekliliğini de beraberinde getiriyor. Güzergâh olarak alternatif yollar düşünüldüğünde Türkiye, Soğuk Savaş sonrası dönemde önemli bir aday olarak karşımıza çıkıyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’ndan şimdilik rafa kaldırılan Nabucco projesine kadar Hazar enerji kaynaklarını Batı’ya taşıma noktasındaki rolü, artan enerji ihtiyacı ve son dönemdeki TANAP projesi ile Güney Akım’ın Türkiye’ye yönlendirilecek olması açıklamasıyla beraber Türkiye’nin Avrasya’nın enerji dağıtım merkezi olma vizyonu yinelendi. Bu makale, işte bu vizyonun hayata geçirilebilir olduğunu, ancak hayata geçirilebilmesi için oldukça dikkatli, enerji alanındaki diğer oyuncuların tepkisini çekmeden ve onlarla ilişkilerini makul bir düzlemde sürdürme temelli bir yol izlenmesi gerekliliğine değinecektir. Türkiye, dünyanın doğalgaz ve petrol rezervlerinin yüzde yetmişine sahip olan Hazar havzası ve Ortadoğu’ya yakın “talihli” konumu dolayısıyla, önemli bir enerji transit yolu olma ve bir enerji dağıtım merkezi mahiyetini hayata geçirme imkânına sahiptir. Buradaki ana belirleyici Türkiye’nin bu enerji oyununda iki önemli aktör olan AB ve Rusya arasında oldukça dikkatli bir siyaset izleyip izleyememesidir. Bu dikkatli siyaset çerçevesinde bir yandan Hazar ve Ortadoğu kaynaklarını Batı’ya taşımaya çabalarken diğer yandan da iki aktörü de karşısına mümkün olduğunca az almayı başarması gerekiyor. Bunu başarabilmesi için gerektiğinde çıkarları doğrultusunda iki tarafın projelerini gerektiğinde diğerine karşı kullanabilmesi ve böylece bu oyundan mümkün olan maksimum faydayı sağlayabilmesi gerekiyor. Türkiye’nin bu düzlemdeki potansiyelini değerlendirmek için, diğer oyuncuların bu potansiyele dair değerlendirmeleri ve yakın dönemde gündemde hayli yer işgal eden TANAP ve Putin’in ziyareti sonrası Türkiye’ye yönlendirileceği belirtilen Güney Akım 1 projelerinin bu potansiyelin gerçekleştirilebilmesinde nasıl bir rol oynayabileceği bu yazıda analiz 1 Güney Akım projesi Rusya‘dan Avusturya‘ya 63 milyar metreküp doğalgazı Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan ve Slovenya üzerinden taşınmasını öngörüyordu. 1