1 Battânî ve Zîc-i Sâbî Adlı Astronomi Eseri 1 Doç. Dr. Yavuz Unat Ankara Üniversitesi Felsefe Bölümü Bilim Tarihi Anabilim Dalı unat@humanity.ankara.edu.tr Batı’da Albategnius, Albategni veya Albatenius olarak tanınan Battânî’nin tam ismi Ebû Abdullah Muhammed ibn Cabir ibn Sinân el-Rakkî el-Harranî el-Battânî'dir (850–929). Battânî, Harranlıdır. Ailesi yıldızlara tapan Sabî tarikatının üyeleriydi, ancak Battânî sonradan Müslüman olmutur. Babası, Cabir ibn Sinan el-Harranî, Harran’da astronomik alet yapımcısıdır. Battânî, Suriye’de Rakka’da özel bir gözlemevi kurdu ve 877–929 yılları arasında burada gözlemeler yaptı. Ekliptiğin eğimini dakik olarak belirlemeyi baardı. Güneyılını 365 gün 5 saat 46 dakika 24 saniye olarak belirledi. Güne’in apojesinin boylamının Batlamyus’un (M.S. 150 yılları) gözlemlerinden bu yana 16 0 47 ı arttığını buldu. Bu, apoje ve perije noktalarının hareketli olduğu anlamına gelmekteydi. Burada yaptığı gözlemleri Zîc-i Sâbî adlı astronomi katalogunda topladı. Bu zîc, De Scienta Stellarum - Ce Numeris Stellarum et Motibus adıyla Nallino tarafından Latinceye de çevrilmitir (3 cilt, Milan 1899-1907). Battânî’nin bu zîci, o güne kadar yapılan bütün zîclerden daha doğruydu. Aynı zamanda matematikçi de olan Battânî, bu alanda da son derece önemli çalımalar yaptı. Sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı gerçek anlamda ilk defa kullanan bilim adamının Battânî olduğu söylenmektedir. Battânî, çalımaları sırasında bazı temel trigonometrik bağıntılara ulatı ve bunları astronomik hesaplamalarda kullandı. Bu çalımada Battânî’nin zîcine ilikin bilgiler verilecek ve astronomi tarihi açısından önemine değinilecektir. Dokuzuncu Yüzyılda Đslâm Dünyası'nda Astronomi Ortaçağ Hıristiyan Dünyası karanlık bir dönemden geçerken, Ortadoğu’da yeni bir din doğmuve bu dinin mensupları, yavayavaHıristiyanların talip olmadıkları bilim ve felsefe mirasını sahiplenmeye balamıve sekizinci ve dokuzuncu yüzyıllarda Müslümanlar Yunan biliminin büyük bir bölümünü Arapçaya aktarıp bilime katkıda bulunmulardır. 8. yüzyılda gerçekleen ve Đslâm Dünyası’nın çehresini batanbaa değitiren bilimsel uyanıdöneminde, yoğun olarak çeviriler yapılmıtır. Bu çevirilerin arasında Yunancadan Arapçaya tercüme edilen eserlerin, diğer dillerden tercüme edilen eserlere oranla daha etkili oldukları anlaılmaktadır. Yunanca'dan tercüme edilen eserler arasında, Hipokrat'ın Aforizmalar, Platon'un Devlet ve Kanun, Aristoteles'in Organon, iir Sanatı, Oluve Bozulu, Gökyüzü Üzerine, Hayvanlar, Ruh, Euclides'in Elementler, Batlamyus'un Almagest, Coğrafya, Optik, Tetrabiblos, Galen'in Canlı Hayvan Terihi, Ölü Hayvan Terihi, Organların Yararları, Đlaçların Terkibi, Ruh Hastalıkları adlı eserleri ile birlikte diğer ünlülere ait birçok bilimsel ve felsefî eser de bulunmaktadır. Đslâm Dünyası ilkin Doğu’daki kültürlerden etkilenmive yararlanmıtır. Đlk çevirilerden biri hayvan masallarını konu alan Kelile ve Dimne adlı eserdir. Yine erken tarihli çevirilerden biri, Hindistan’da yaamımehur astronomlardan, Brahmagupta'nın (6. yüzyıl) Siddhanta adlı eseridir. Đslâm Dünyası’nda Harezmi ve Beyruni gibi birçok bilim adamında 1 I. Uluslararası Katılımlı Bilim, Din ve Felsefe Tarihinde Harran Okulu Sempozyumu, 28–30 Nisan 2006, Harran Üniversitesi, Đlahiyat Fakültesi, I. Uluslararası Katılımlı Bilim, Din ve Felsefe Tarihinde Harran Okulu Sempozyumu, 28-30 Nisan 2006 anlıurfa, Cilt I, anlıurfa 2006, s. 347-368.