GÜZEL SANATLAR LİSELERİ’ NİN KURULUŞ AMAÇLARI VE BUGÜN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM Özet İlki 1989 yılında İstanbul’da açılan Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinin kuruluş amacı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri Yönetmeliği’nde öğrencilerin güzel sanatlar alanında ilgi ve yetenekleri doğrultusunda eğitim-öğretim görmeleri, özel yetenek gerektiren yüksek öğretim programlarına hazırlanmalarını, alanlarında araştırmacılığa yönelmelerini, yetenekleri doğrultusunda yorum ve uygulamalar yapabilen, yaratıcı ve üretken kişiler olarak yetişmelerini, milli ve milletler arası sanat eserlerini tanımalarını ve yorumlamalarını sağlamak olarak belirlenmiştir. Bu bildiri, belirtilen bu amaçlar göz önünde bulundurularak aradan geçen 18 yılık sürede Güzel Sanatlar Liselerinin hedeflerine ulaşıp ulaşamadıkları ve mezunlarının üniversite tercihleri incelenmektedir. Aynı zamanda daha önce konuyla ilgili yapılmış olan bilimsel araştırmalara eklemlenerek, Anadolu güzel sanatlar liseleri mezunlarının üniversite sonrası meslek edinme ve hayatlarını kazanabilme konusunda veriler sunmayı amaçlamaktadır. Giriş Teknoloji çağını yaşadığımız günümüzde iletişim araçları her gün gelişmekte, bu gelişmeler bilginin de daha çabuk ve daha kolay elde edilmesini sağlamaktadır. Kolay ulaşılın bilgi uzağı daha yakın, zoru daha kolay kılmaktadır. Böylece ülkeler arasındaki sınırlar daralmakta, dünya hergeçen gün daha da küçülmektedir. Her şeyin kısa sürede bunca hızla değiştiği günümüzde eğitimin önemi dahada artırmıştır. Bunun için güncel olanı yakalayabilen, ezbercilikten uzak, sentez kabiliyeti yüksek, araştırmacı, deneyen ve her şeyden önemlisi soran-sorgulayan, edilgen değil etken nesiller yetiştirmek eğitim sistemimizin amaçları içerisinde olmalıdır. Ulu Önder Atatürk “Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister”derken bunu kastetmekte ve Cumhuriyeti emanet ettiği gençlin tarifini yapmaktadır. O gençliğin yetişmesinde sorumluluğu da öğretmenlere vermektedir. Bu çerçevede günümüz teknoloji ve iletişim çağı bilgi çağıdır da aynı zamanda. Ancak “bilgi” bilimsel ve teknik bir bilgi anlamında algılanmamalıdır. Oysaki, “bilgi”, “bilgili insan”, “bilgi toplumu”, “bilgi çağı” kavramlarıyla gündeme gelen, getirilmek istenen ya da getirilmesi gereken “bilgi”, esas itibariyle, “bilimsel, teknik ve sanatsal bilgilerden oluşan bir bütün”dür, ya da böyle olmak gerekir. Bu bakımdandır ki, “bilgi elde etme, bilgili insan yetiştirme, bilgi toplumu olma, bilgi çağını yakalama ve onun gerisinde kalmama” da bilim eğitimi ve teknik eğitime olduğu kadar, sanat eğitimine de önemli görevler düşmektedir(Uçan, 1990: 95). Ülkemizde sanat eğitiminin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatında çeşitli dönemlerde farklı başlıklar altında olsa da, ne kadar yeterli olduğu her zaman tartışılmaya açıktır. Özellikle fiziki donanım, içerik ve eğitimcilerin konuya hakimiyeti bu husustaki öncelikli aksaklıkları oluşturmaktadır. Tüm bunların arasında Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinin açılmış olması ise orta öğrenim düzeyindeki sanat eğitimi konusunda isabetli bir karar olmuştur. Ancak bu durumdan Güzel Sanatlar liselerinin dışında kalan diğer orta öğrenim kurumlarında, sanat eğitimin öneminin azalması anlamı çıkartılmamalıdır.