Birol Özerk, G. (2013). “Büyülü Kent: Paris”, Megaron Balıkesir, Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi Dergisi, Mart 2013, sayı 16, s. 46-53. BÜYÜLÜ KENT: PARİS Gaye BİROL ÖZERK, Doç. Dr. Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Bölümü Uzun zamandır bu yazıya nasıl başlayacağıma karar veremiyorum. Paris’i anlatmak için basmakalıp ifadeler kullanmak, örneğin onun “Avrupa’nın sanat, kültür, tarih, mimari, moda açısından öncü kentlerinden biri” olduğunu, “kentin ne kadar büyüleyici ve romantik bir atmosfere” sahip olduğunu ya da buranın aynı zamanda “bir moda ve alışveriş başkenti” olduğunu vurgulamak... Kanımca burada anlatacağım her şeyin bir araya gelerek oluşturduğu bütünün hepsinden daha fazlasıdır Paris. Gökyüzünde grinin hüküm sürdüğü ve yağmurlu bir ekim ayı sabahı kentin 27 km. kuzeydoğusunda bulunan Charles de Gaulle havaalanında Paris ile buluşuyoruz. Uçaktan iner inmez, Paris’te bulunacağımız sürenin kısıtlı olması nedeniyle hemen Paris caddelerinde dolaşmaya başlıyoruz. İlk bakışta bile, isimleri ilk anda aklımıza gelen Before Sunset, Midnight in Paris, Amelie, Two Days in Paris, Da Vinci Code, The Last Time I Saw Paris, Paris, I Love You, The Lovers on the Bridge (Resim 1) ve daha birçok filme ev sahipliği yapmış, hatta kimi zaman neredeyse filmin başrol oyuncularından biri olmuş bu kentin, kendisine atfedilen kalıplaşmış sıfatları fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Resim 1 Filmlerde ve filmlerle Paris Paris Seine nehrinin iki yakasına ve nehrin içinde bulunan iki ada iki üzerine kurulmuş olan bir Avrupa başkenti. Kentin kendine özgü bir ruhu olan, sade, zarif, narin, ama bir o kadar da bohem ve tutkulu bir kent olduğu hemen hissediliyor. “Işık şehir” olarak ta anılan Paris (Resim 2), özellikle 19 yüzyıl boyunca Avrupa’da kültür ve sanat hayatının başkenti olmuş. Kent 1789 yılında Bastille ayaklanmasıyla Fransız Devrimi’ne sahne olmuş ve 1840 yılından sonra, Sanayi Devrimiyle birlikte önemli bir çekim noktası haline gelmiş; bu dönemde nüfusu hızla artan Paris, bugünkü görüntüsüne ise III. Napolyon döneminde Paris valisi olan Baron Georges-Eugene Haussmann’ın uygulamaları ile kavuşmuş.