457 Kırsaldan Kentsele Geleneksel Yerleşmeler Türkiye’de Geleneksel Kırsal Mimarinin Korunması: Tarihsel Süreç, Yasal Boyut * Zeynep Eres Dünyada Geleneksel Kırsal Mimarinin Kültür Varlığı Olarak Tanımlanma Süreci Sıradan insanın yaşadığı “barınağın” kültür varlığı olarak değerlendirilip korunması ve sergilenmesi kavramı, ilk olarak 18. yüzyılın sonunda En- düstri Devrimi sürecinde ortaya çıkmıştır. Bu dönemde bir yandan sana- yileşmeyle birlikte kırsal nüfusun kentlere yığılmaya başlaması, diğer yan- dan ziraat tekniklerinin gelişmesi, kırsal ve kentsel alanda yaşam biçiminde köklü değişikliklere neden olmuştur. Geleneksel kırsal çevrenin farklılaşma sürecine girmesi, artık geçmişte kalmakta olan “köylü-çitçi toplum”nun mimarisinin gelecek kuşaklar açısından korunması gerekli bir kültür mira- sı olarak değerlendirilmesini gündeme getirmiştir. Bu bağlamda ilk olarak İsviçreli Karl Viktor von Bonstetten 1790’da çitlik evlerinin “geçmiş kül- türün somut verileri olarak” bir parkta toplanması fikrini ortaya atmıştır 1 . Bunun yanı sıra Aydınlanma Devrimi’yle birlikte ulus kavramının gelişme- ye başlaması, özellikle bu konuda geri kalan toplumlar bu bilinci oluştur- mak için geçmiş kırsal kültürlerini ulus kimliğinin somut dayanağı olarak koruma ve sergileme yoluna gitmişlerdir. Von Bonstetten’den 101 yıl son- ra Arthur Hazelius’un girişimiyle 1891’de Stockholm’de, bölgedeki gele- neksel çitçi evlerinin taşınarak bir arada sergilendiği Skansen Açık Hava Müzesi açılmıştır (Zippelius, 1974, s. 239). Bundan sonra, 1909’a kadar 18 yıl içinde İskandinav ülkelerinde 8 açık hava müzesi açılmıştır 2 . Ben- zer bir yaklaşımla Romanya’da da, yeni kurulan devletin “kendi ülke/ulus 1 Açık hava köy müzelerinin tarihiyle ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. anonim, 1989. Ayrıca bkz. Eres, 2001 ve Eres, 2010. 2 Avrupa Açık Hava Müzeleri Birliği’nin bünyesindeki müzelerin tanıtıldığı Handbuch der europäischen Freilicht Museen adlı yayından derlenmiştir (Zippelius, 1974). * Bu makale, İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Restorasyon Programı’nda Prof. Dr. Nur Akın’ın danışmanlığında 2008 yılında tamamlanan doktora tez çalışmasından yararlanılarak hazırlanmıştır (Eres, 2008).