“HER YER KERBELA, HER GÜN AŞURA!”: BİR KAMUSAL YASIN SİYASAL POTANSİYELİ ÜZERİNE * Serhat Celâl Birdal Bir yas çalışması ne zaman başarılı olmuş sayılır? Yitirilen şey, son bir kez hatırlanıp-anılıp tekrar dönülmemek üzere sağlıklı bir şekilde unutabildiğinde ve geride bırakılabildiğinde mi, yoksa ısrarla yeniden imlenmek ve temsile getirilmek suretiyle hiç yitirilmemişçesine akılda ve hayatta tutulabildiğinde mi? Yas tutmak, bir kayıp olarak ölümü yaşama dâhil etmeye mi yarar, dışarıda tutabilmek için ölümün sınırlarını daha kalın çizmeye mi? Kaybın ve yas sürecinin yarattığı kesinti, kişisel ya da toplumsal tarihimizin akışını pek de etkilemeyecek olan bir parantezden mi ibarettir, yoksa zaman döngümüzü kıran, bizi dönüştüren, ritmimizi bozan, çözüp çözüp yeniden kuran bir kritik eşiğe, üstesinden gelinemeyecek bir açmaza mı karşılık gelir? O halde yas tutma ne kadar sürebilir? Yaşadığımız coğrafya on iki asrı aşan bir süredir her sene belirli günlerde gerçekleştirilen bir toplu yas törenine sahne olmakta. Pakistan’dan İran’a, oradan da Anadolu ve Lübnan’a uzanan bir hatta, İslam’ın ‘öteki’ mezhebine mensup Şiiler, Hicrî takvime göre Muharrem ayının ilk on günü İmam Hüseyin ve yanındakilerin Kerbela çölünde ‘şehit edilişinin’ yasını gerek Muharrem orucuyla gerekse kamusal matem törenleriyle tutmayı kendilerine görev biliyor. İslâm’ın ‘esas’ akımı addedilen Sünnîliğin salt bir iktidar kavgasına indirgeyip önemsizleştirdiği, kayıtsızlığa terk ettiği ve söz konusu dinin tarihinde temel bir ayrışmaya yol açan bir olay unutulmaya karşı diri tutulmaya ve, sözcüğün başat anlamıyla da, ‘canlandırılmaya’ çalışılıyor. Bütün bu yas töreninde en dikkat çeken ve belki de bu törenlerin dünyaya otantik bir seyir nesnesi olarak yansımasına olanak veren en etkili yön katılımcıların üzüntü ve yeislerinin kendilerine fiziksel olarak zarar vermeye varan bir acı gösterisine dönüşmesi. “Ta’ziye” adı verilen oyunlarda 1 İmam Hüseyin ve yanındakilerin katledilişi temsil edilirken ya da ‘şehitler’ için mersiyeler okunurken, törene katılanlar ağlama * (2013), “ ‘Her Yer Kerbela, Her Gün Aşura!’: Bir Kamusal Yasın Siyasal Potansiyeli Üzerine”, Birikim, 285, s. 68-78 1 Kerbela matem törenleriyle ilgili Türkçe’de en kapsamlı çalışmalardan birine sahip olan folklor araştırmacısı Metin And’a göre “ta’ziye” İslam’daki tek dram türüdür. Metin And (2002), Ritüelden Drama: Kerbela- Muharrem-Ta’ziye, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, s.9 Dolaysız tasvirin yasak veya oldukça sınırlı olduğu bir dinde bir olayın canlandırılmaya konu olabilmesi onun insanlar arasında yarattığı etki hakkında bize bir fikir verebilir.