Mustafa Kemal Bayırbağ ve Asuman Göksel Kamu Yönetimi Temel meseleler Kamu yönetiminin siyasal doğası üzerine Issız bir adaya düştünüz. Karşınıza yalnız yaşayan ve daha önce hiçbir insanla karşılaşmamış bir kişi çıktı. Kendine de Robinson adını vermiş. Robinson’a geldiğiniz dünyayı anlatmaya giriştiniz ve sonunda, kendinizi tanıtırken, kamu yönetimiyle de ilgilendiğinizden bahsettiniz. Robinson, muhtemelen, size şu iki soruyu hemen soracaktır: i) Kamu nedir? ii) Yönetim nedir? Bu sorulara nasıl bir yanıt verilebilirdi acaba? Yanıtınızı düşünürken, kaçınılmaz olarak, sizin gelmiş olduğunuz dünyanın işleyişi hakkında kafa yormanız gerekirdi. Belli ki bu dünyada insanlar bir arada yaşıyorlar ve üstüne üstlük, bu birlikte yaşama serüveninde yönetim diye bir sorunla karşılaşıyorlar. Kamu ifadesi, birlikte yaşamaya dair bir mesele hakkında konuştuğunuzu gösteriyor. Kamu yönetimi, öyle anlaşılıyor ki, toplumu oluşturan bireylerin tümünü ilgilendiriyor. Robinson soruyor size: “Acaba bir arada yaşamak için yönetime ihtiyaç var mıdır?” Zira yönetim ifadesi, ister istemez, yöneten ve yönetilen ayrımı olduğu düşüncesini doğuruyor. Eğer öyleyse, insanları birbirine bağlayan ve bir arada tutan şey basitçe yönetim olgusu ve kamu yönetiminin kendisi olamaz. Ancak, yine de, kamu yönetimi diye bir olguyla karşı karşıyayız. O zaman, iki soruya daha yanıt vermemiz gerekiyor: i) Kamu yönetiminin varlığı bir ihtiyaca mı dayanıyor?; ii) Yöneten ve yönetilen ayrımını ister istemez ortaya çıkaran siyaset olgusu ile bu ihtiyaç arasında herhangi bir gerilim var mıdır? ilk sorunun yanıtı, gündelik yaşamımızı sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğumuz mal ve hizmetlerin önemli bir bölümünü bireysel olarak