1 DEYİM TANIMLAMA SÜRECİNDE BİLİŞSEL BİÇEM FARKLILIKLARI Dilek PEÇENEK, Sıla AY A.Ü. DTCF Dilbilim Bölümü pecenek@ankara.edu.tr, ay@ankara.edu.tr 1. Giriş Deyimler, duygu ve düşünceleri iletmede kullanılan biçimsel, anlambilimsel, edimbilimsel ve toplumdilbilimsel özellikli bütünsel simgelerdir. Günümüz bilişsel dilbilim bakış açısıyla deyimler, insan bilişinin önemli bir bölümünü oluştururlar (Gibbs ve diğ., 1997) ve kavramsal dizgenin ürünleridir. Alanyazında, deyim incelemelerinin ruhdilbilim ve anlambilim alanlarında gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu çerçevede deyimler, betimsel çalışmaların (Dobrovol’skij ve Piirainen, 2005; Kövecses, 2002, 2005) ve yaşa koşut gelişimsel edinme-öğrenme-anlama ve işlemleme çalışmalarının (Levorato ve Cacciari, 1992; Nippold ve diğ., 2001) inceleme konusu olarak ele alınmaktadır. Bugüne değin gerçekleştirilen çalışmalarda, deyim anlamada gelişimi etkileyen çeşitli etmenlerin varlığı ortaya konmuştur. Bunlar arasında en belirgin olanları “tanıma” (familiarity) ve “anlamsal ayrıştırılabilirlik”tir (semantic analyzability). Tanıma, deyimlerin iletişimde yer alma sıklıklarıyla ilişkilidir. Tanıma sıklığı derecesini ölçü olarak kullanan “Dil deneyimi denencesi”, dilsel iletişimde -yazılı ya da sözlü- sıklıkla yer alan deyimleri anlamanın, sıklıkla yer almayanları anlamaktan daha kolay olduğunu (Nippold ve Rudzinski, 1993; Nippold ve Taylor, 2002; Nippold, ve diğ., 2001) ve değişmeceli dilin gelişiminin, dille karşılaşma niceliğine bağlı olduğunu ileri sürer (Ortony, Turner ve Larson- Shapiro, 1985). Bu denenceyi Nippold ve Rudzinski’nin (1993) gençlerde deyim anlama üzerine yaptıkları gelişim çalışması da desteklemektedir. Sözü edilen araştırmacılar, deyim anlamda deyimlerle karşılaşma niceliğinin rolünü incelemişler ve dilde sıklıkla yer alan deyimlerin, çocuk ve gençler tarafından anlaşılmasının daha kolay olduğunu bulmuşlardır. Anlamsal ayrıştırılabilirlik ise, bir deyimin göstergelerinin göndergesel ve değişmeceli anlamları arasındaki bağıntıyla ilişkilidir. Anlamsal ayrıştırmaya ilişkin bulgular “üstanlam denencesini” (Nippold, 2006:13) destekler niteliktedir (Nippold ve Rudzinski, 1993; Nippold ve Taylor, 1995). Bu denenceye göre, değişmeceli dili anlama, bireyin bir deyimin değişmeceli anlamını, deyimi oluşturan sözcüklerin göndergesel anlamından çıkarsamaya yönelik üstdilsel bir strateji uygulamasıyla gelişir. Başka bir deyişle deyimler, göndergesel anlamdan değişmeceli anlamı çıkarsama çabasıyla, üstdilsel bir etkinlik olan ayrıştırma stratejisi kullanılarak öğrenilmektedir (Cacciari ve Levorato, 1998; Levorato ve Cacciari, 1999; Nippold ve Rudzinski, 1993). Üstdil sürecinde, Gibbs’in (1991) belirlediği saydam (transparent) ve saydam olmayan (opaque) deyim ayrımına dayanarak saydam olan deyimleri anlamanın ve açıklamanın saydam olmayan deyimlere göre daha kolay olduğu savlanmaktadır. Saydamlık ayırdına ilişkin araştırma bulguları üstanlam denencesiyle tutarlı görünümler sunmaktadır. This watermark does not appear in the registered version - http://www.clicktoconvert.com