1095 Giriş Rüya, hâkimiyetin kayıp olduğu andır. Özne, rüyada gördüğü olayların üzerinde bir yönlen- dirme gücüne sahip değildir. Her şeyi sırasıyla beklemek konumundadır. Bu anlamda rüya bir bilinçsizlik anıdır. Özne, gördüğü olayları yönlendiremez ama etkisini hisseder. Onun içinde yaşanır ancak onun bilincinin yönlendiriciliğinde değil. Bilinç dışının alanıdır rüya; beni oluşturan ötekinin etkisiyle uykumuzda açığa çıkan bir bilgidir. Sinemada bir rüyadır bu anlamda. İzleyici hâkimiyetini kaybeder film izlerken. Karşısında gerçekleşen olayları görür ancak onlara müdahale edemez. Bir sonra gerçekleşecek olayı öğrenebilmesi için bir öncekini görmesi gerekmektedir. Rüyada olduğu gibi izleyici bilinç dışını serbest bırakır. İzleyici farkında olmadığı arzuların peşinde gider. İşte bu noktada sinemada ideolojik manipülasyon devreye girer. İzleyicinin arzularını açığa çıkartır ve bu arzular fantazya ile tatmin edilmeye çalışılır. Bir nevi sinemanın bu çabasının amacı simge- sel düzendeki “leke”lerin fark edilmesini engellemektir. Parlak, aydınlık bir perdede olaylar gerçekleşir. Her şey açıktır, görülür. İzleyici karanlık, üstü kapatılmış, karşısında gerçekleşen olayları takip eder. Algılayan konumuna sahip görünen özne, böylece algılanan konumuna itilmektedir. Bakan, gözetleyen izleyici değil, sinemadır. Bakışın İktidar/sız/lığı: Lacancı Bir Film Çözümlemesi Gökhan Şener* Bakışın İktidar/sız/lığı:Lacancı Bir Film Çözümlemesi * Yüksek Lisans Öğrencisi, Marmara Üniversitesi, Sinema Bölümü.