91 * Yüksek Lisans Öğrencisi, Marmara Üniversitesi, İslâm Felsefesi Bölümü. İletişim: kutluokan@gmail.com, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mahir İz Cad. No.2 Üsküdar, İstanbul. Ortak Yazar: Doç. Dr. Ömer Türker Bilen Özne İslâm filozoları metafizik tasavvurları itibariyle varlığı aklî ve maddi olarak ikiye ayırırlar. İnsan bedeni ile maddi ve cisimsel olanı temsil ederken aklı ile mana ve gayr-ı cismanî olanı temsil eder. Bu çerçevede İslâm filozoları insanın bilen özne olarak tanımlanmasını, aklî bir cevher olan nefse sahip olmasına bağlamışlardır. Ebu’l-Berekât’ın felsefesinde de ‘nâtık nefs’ olarak tanımlanan bilen özne, gerek filozofun âlem tasavvuru gerekse felsefî yönteminden dolayı nefsin mahiyeti, gerekleri, idrak süreçleri ve bilginin nihaî oluşumu açısından selele- rinden farklılaşmaktadır. Husulî ile Huzurî Bilgi Arasında: Ebu’l-Berekât el-Bağdadî’nin Epistemolojisi ve İbn Sina Eleştirileri Kutlu Okan* Husulî ile Huzurî Bilgi Arasında: Ebu’l-Berekât el-Bağdadî’nin Epistemolojisi ve İbn Sina Eleştirileri Öz: Ebu’l-Berekât el-Bağdadî (v.547/1152) 12. yy’da İbn Sina sonrası dönemde yaşayan en önemli eleştirel ilozof ve bağımsız düşünürdür. Kendinden önce başta Aristo ve Elâtun olmak üzere Farabî ve bilhassa İbn Sina’nın felsefî sisteminden ciddi bir biçimde etkilenmiş ve özellikle Şifa ile İşârât ve’t-Tenbihât eserlerinin tasniini esas alarak kendi görüşlerini Kitabu’l-Muteber adlı eserinde sistemleştirme çabasına girmiştir. Bununla beraber kendini Meşşaî ekole dâhil etmeyerek İbn Sina özelinde tüm sabık felsefî görüşleri eleştirel bir göz ile değerlendirerek özgün ikirler oluşturma yoluna gitmiştir. Bu eleştirilerin önemli bir kısmı da bilgi kuramı çerçevesinde olmuştur. Ebu’l-Berekât’ın İbn Sina epistemolojisine eleştirilerini 3 temel başlıkta ele almak mümkündür. Bunlardan ilki nefs teorisi ve idrak süreçleri analizidir. Ebu’l-Berekât nefsin tanımından bilginin oluşumuna kadar neredeyse tüm safhalarda İbn Sina’ya karşı çıkmaktadır. Bunun temel sebebi, Ebu’l-Berekât’ın nefsin birliği hususunu kuvveler teorisi ile çelişiyor görmesi ve tecrit sürecini reddetmesidir. İkinci olarak bilginin mahiyeti ve tümeller sorunu gelmektedir. Bilginin zihindeki durumu suret ve araz olmaktan çıkarak izafet ve nispet haline gelmiştir. Nihayet bu iki ana konunun doğurduğu metaizik tasavvurun tanrının tikelleri bilmesinden Faal Akıl’ın reddine kadar uzanan sonuçları vardır ki imaları itibariyle modern epistemolojik hassasiyetler açısından incelendiğinde günümüz İslâm düşüncesi adına anlamını halen yitirmemiş eleştiriler haline gelmektedir. Bu makale Ebu’l- Berekât epistemolojisini İbn Sina ile ilişkileri bakımından bu 3 konuda incelemeyi amaçlamaktadır. Anahtar kelimeler: Ebu’l-Berekât, İbn Sina, Epistemoloji, Husül, Bedihî, Bilgi.