27 21. yüzyılın başlangıcında dünya ekonomisinin gelişim yönlerinden birisi artan küreselleşmedir. Artan ekonomik entegrasyon daha kaliteli bir geli- şimin belirleyicisi olmuştur. Küreselleşme; ülkeler arasındaki iktisadi, sosyal ve siyasal ilişkilerin ge- lişmesi, farklı toplum ve kültürlerin inanç ve bek- lentilerinin daha iyi tanınması, uluslararası ilişkile- rin yoğunlaşması gibi birbiriyle bağlantılı konuları içeren bir kavramdır (Akın 1998). Bilim camiasın- da bu fenomen, tüm dünyanın ekonomik yönden değişik sahalarda karşılıklı iletişim ve etkileşimi şeklinde kabul edilmektedir. Adeta tek bir ekono- mik sisteme dönüşen ekonomik faaliyetler bütünü, ulusal ekonomilerin de asıl kural belirleyicisi ol- maya başlamıştır. Ulusal üretim faaliyetleri ve finansal yapının olu- şumu, global yapının genişleyip karşılıklı iletişimin geliştiği ve yabancı piyasalarla münasebetlerin arttığı ortamda daha da hızlanmaktadır. Dünya ekonomisinin tüm bölge ve arazilerini kapsayan küreselleşme, milli ekonominin iç ve dış unsurları arasındaki önemini birincilerin lehine değiştirmek- tedir. Hiçbir ekonomi, ülkenin kalkınma seviyesine bağlı bulunmaksızın elde edilen üretim, teknoloji ve yatırım yönlerinden mevcut talebi karşılayacak seviyede olamamaktadır. Yine, hiç bir ülke ekono- misi, dünya ekonomik faaliyetlerinin esas katılım- cılarını, önceliklerini ve davranış şekillerini dikkate almadan ekonomik gelişim stratejisini etkin biçim- de oluşturup gerçekleştirememektedir. Küreselleşmenin özel ekonomilere etkisi; ticari ilişkiler ve finans piyasaları vasıtasıyla olmak üze- re iki yönden gerçekleşmektedir. Küresel finans piyasalarının şekillenmesinde etkili olan başlıca unsurlar arasında şunları sıralamak mümkün ola- bilir: Ekonomi hayatının uluslararasılaşması, bi- limsel ve teknolojik başarıların etkin olarak yay- gınlaşması, uluslararası döviz-kredi ilişkilerinin ve finans piyasalarının liberalleşmesi, ulusal para ve sermaye piyasalarının entegrasyon sürecinin art- ması (Çalık ve Sezgin, 2005). IMF uzmanları finansal küreselleşmenin değişik seviyelerde de olsa bütün ülkeleri etkilediğini dile getirmektedirler. Özellikle gelişmiş ülkeler, geçen yirmi yıllık dönem içinde finansal hareketlerin ço- ğalmasını daha fazla hissederken, ekonomik en- tegrasyonda önemli gelişim aşamalarını geçmeyi başarabilmişlerdir. IMF araştırmaları aynı zaman- da finansal küreselleşmenin ekonomi yönetimini zorlaştırmakla beraber, ülkeleri kriz açısından çok da fazla etkilemediğini belirtmektedir. Fiili olarak ekonomik krizlerin sermaye hareketini kısıtlayan ekonomik sistemlere oranla açık ekonomik sis- temlerde daha az ortaya çıktığı belirtilmektedir. Fi- nansal küreselleşmenin önemli bir özelliği olarak, cari işlemler ve sermaye hareketleri üzerindeki sı- nırlamaların öncelikle gelişmiş piyasa ekonomile- rinde (1960- 1980`li yıllar), daha sonra da geliş- * Kafkas Üniversitesi ** Bakü Devlet Üniversitesi STRATEJ‹K ARAfiTIRMALAR DERG‹S‹ Finansal Küreselleflme ve Ekonomik Etkileri 21. yüzy›l›n en önemli geliflmelerinden birisi finansal küreselleflmedir. Finansal küreselleflme, di¤er ekonomi alanlar›n› ve faaliyetlerini derinden etkilemektedir. Ayr›ca finansal küreselleflme devletle- rin milli ekonomi politikalar›n› da s›n›rland›rmaktad›r. Finansal küreselleflme, ekonomik alanda hem önemli yeni f›rsatlar ve avantajlar hem de yeni sert problemler üretiyor. Bu makale, finansal küre- selleflme olgusunu ve bunun ekonomik etkilerini inceleyip aç›klamaktad›r. One of the most important developments of the 21st century is financial globalization. Financial globalization affects other economic spheres and economic activities deeply. Also financial glob- alization restricts national economic policies of nation states. Financial globalization produces both important new opportunities and advantages and new drastic problems on the economic sphere. This article researches and explains the phenomena of financial globalization and its eco- nomic effects. ÖZET ABSTRACT Cihan BULUT*, Nam›k M. BAH‹fiOV** 2009 SAYI: 13