Bel Fıtığı Hastalağı Bulunan Bireylerin Bel Ve Karın Kası Fonksiyonlarının Elektromyografik Analizi Betül Çevikcan Sadık Kara Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü, Erciyes Üniversitesi, Kayseri e-posta: kara@erciyes.edu.tr Özetçe Kasların kasılmasını sağlayan elektriksel aktivitenin incelendiği ve yorumlandığı kas incelemesine elektromyografi (EMG) denir. Biyomedikal mühendisliğinde çeşitli uygulama alanlarına sahip olan EMG ‘nin bel fıtığı hastalığındaki yeri ise sinirlerin elektrofizyolojik tetkiki olarak bası altında kalan sinirlerde hasar olup olmadığı ve varsa hasarın derecesini belirleyebilmek için kullanılan bir yöntem olmasıdır. Bugüne kadar bel fıtığı hastalığında EMG ile yapılan çalışmalardan farklı olarak bu çalışmada bel fıtığı hastalarının hastalıkla ilgili olan bölgelerindeki kas fonksiyonları yüzey EMG ile incelenip değerlendirilmiştir. Bunun için 30 hasta ve 30 sağlıklı bireyden yüzeysel EMG yöntemi ile alınan veriler Welch yöntemi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak elde edilen spektrumlar (PSD) incelendiğinde bel fıtığı rahatsızlığı bulunan bireylerin bel ve karın kaslarının kasılma sırasında ürettiği aksiyon potansiyelinin daha yüksek olduğu tespit edilmiş. Bu bulgudan hareketle bel fıtığı bulunan kişilerin bel fıtığı oluşumunda etkili olan bel ve karın bölgelerindeki kas fonksiyonlarının, sağlıklı bireylere göre daha zayıf olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Elektromiyografik İşaret, Bel Fıtığı, Welch Yöntemi 1. Giriş Tıp dilinde disk hernisi olarak adlandırılan bel fıtığı, bel bölgemizde bulunan omurgaların arasındaki elastiki kıkırdak yapının dışındaki tabakanın omurların basısı nedeniyle anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşması sonucu oluşur [1]. Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirlere baskı yapar [2]. Omurgadaki sinirler ise çok zayıf herhangi bir başınca karşı bile çok hassastır bu yüzden bu durum bel fıtığı hastalığına sebep olur[3,4]. Bel fıtığı risk faktörlerinde ortak olan faktör öncelikle ilerlemiş yaştır. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80'e, yetişkinlerde ise % 50-60'a düşer. Bu ise disklerin yaş ilerledikçe elastikiyetini yitirdiğini gösterir [5]. Geçirilen bir omur travması, hareketsiz bir iş ve hayat tarzı, daha çok oturarak çalışmak, şişmanlık, ağır şeyler kaldırmak, mücadele sporları, bilinçsiz spor yapmak, yanlış oturuş ve duruş alışkanlığı, mesleğini sevmeme, huzursuz bir ortamda ve stres içinde yaşama, sigara ve alkol kullanma, bel fıtığına yakalanmada diğer risk faktörlerinden bazılarıdır [6– 8]. Bel fıtığı teşhisi için, klinik muayene bulguları ile direkt röntgen, MR (Manyetik Rezonans), CT (Bilgisayarlı Tomografi) tetkikleri sıklıkla kullanılır. Sinirlerin elektrofizyolojik tetkiki olan elektromyografi ise bası altında kalan sinirlerde hasar olup olmadığı ve varsa hasarın derecesini belirleyebilmek için nadiren kullanılan bir yöntemdir [9]. Belli bir uyartıya bağlı olarak nöromüsküler sistemin fizyolojik davranışını yansıtan Elektromiyografik işaretler yorumlamak için oldukça karmaşık bir işarettir, bu yüzden kasların özelliklerini tam olarak yansıtamazlar, çevresel sinir sisteminin kontrol yapısı ve enstürümantasyon özelliklerini ortaya çıkarmak ve gözlemlemek için kullanılırlar. Ayrıca EMG analiz, iskelet kas sistemi zedelenmesi, bel ağrısı ve fazla güç harcama durumundaki kas yorgunluğu gibi konuların incelenmesinde kullanılır [10,11]. EMG işareti ilgili kasa iğne elektrot yerleştirilerek (batırılarak) ya da ilgili kas üzerindeki deriye yüzey elektrot bağlanarak saptanabilir [12]. Bu çalışmada EMG işaretini saptamak için yalnızca yüzey elektrot kullanılmıştır. Bugüne kadar klasik EMG yöntemi sinirlerin elektrofizyolojik incelemesini yaparak bel fıtığı hastalığı teşhisinde yardımcı ve tamamlayıcı bir teknik olarak kullanılmıştır. Bunun dışında yüzey EMG ile bel ve sırt ağrısı bulunan kişilerin kas aktivitelerini inceleyen birçok çalışma yapılmıştır. Radebold A. ve arkadaşları tarafından sağlıklı ve kronik bel ağrısı bulunan bireylerin ani yüklenmelere karşı kas cevaplarının incelenmiştir. Hasta bireylerin daha uzun kas cevabına sahip olduğu sonucu ile hasta bireylerin sağlıklılardan farklı kas cevabına (reaksiyon zamanı) sahip olduğu tespit edilmiştir [13]. Jalovaara P. ve arkadaşları çalışmalarında bel ağrısının paraspinal ve paravertebral kaslarının aktivitelerini nasıl değiştirdiğini araştırmışlar ve ağrının kas aktivitesini artırdığı sonucuna ulaşmışlardır [14]. Bir diğer çalışmada ise Arokoski JP. ve arkadaşları, tedavi edici egzersizlerin kronik bel ağrısı bulunan bireylerin omur ve karın kaslarına olan etkisini araştırmışlardır. Sonuçta aktif fiziksel egzersizlerin bel ve karın kaslarının aktiviteleri ve ağrıları üzerinde etkili olmadığını gözlemlemişlerdir [15]. Kuriyama N. ve arkadaşları, bel ağrısı bulunan bireylerin omur kaslarını EMG işlev analizini gerçekleştirmişlerdir. Bu kasların kasılı olduğu ve olmadığı durumlarda incelenen elektriksel aktivite neticesinde hasta ve sağlıklı bireylerin kas fonksiyonları arasında farklılık gözlenmiştir [16]. Biedermann HJ. ve arkadaşları’nın çalışmaları ise kronik bel ağrısı bulunan bireylerin bel ve karın kaslarının EMG aktivitelerinin power spektral analizinde hasta ve sağlıklı bireyler arasında farklılık olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır [17]. Bu çalışmanın amacı ise bel fıtığı rahatsızlığı bulunan bireylerin bel ve karın kası fonksiyonlarının yüzeysel EMG ile incelenip değerlendirilmesidir.