Psikanaltik Edebiyat Kuramı Çerçevesinde “Yüksek Ökçeler” Hikayesindeki Hatice Hanım Karakterinin Analizi Elif Yurtsever Psikanaliz yöntem Sigmund Freud tarafından geliştirilmiş ve bu akımın savunduğu en temel düşünce bazı insan eylemlerindeki bozukluk ve hastalıkların sebebi doyurulmayan arzu, istek ve duyguların bilinç altına itilmesidir. Çocukluk döneminin gerçekleşmesi imkansız cinselliği, arzu ve arzu edilen nesne arasındaki çatışmalar, korkular, endişeler ve bastırılmış istekler bilinç altını oluştur. Freud insan davranışlarındaki aksaklıkları psikanaliz yöntemi ile çözmeye çalışır ve ona göre bilinç dışı, rüyalar, dil sürçmeleri, unutmalar, sakarlıklar ile kendini gösterir. Freud temel olarak rüyalara başvurur ve rüya ile kurmaca metinler arasında kurmuş olduğu paralellik ilişkisi psikanaliz yöntemin edebiyat metinlerine uygulamasında önemli bir rol oynamıştır. Freud kabaca benliği üç kısma ayırmıştır: İd (bilinç altı)kısmını ilkel dürtülerimiz ve bastırılan şiddetli arzu ve korkularımız oluşturur. Süper ego(üst benlik) kısmını toplumun ahlak değerleri ile normları oluşturur. Ve ego(benlik) kısmını ise bu ikisini dengeleyen ve özneyi düzene sokan bir kısmı oluşturur . Bu doğrultuda psikanaliz yöntemini edebiyata uyguladığımızda şunu düşünebiliriz: Sanat eseri karmaşık psişik faaliyetlerin sonucunda ortaya çıkan bir üründür ve açıktan açığa bir amaç taşıyıp, bilinçli bir şekilde düzenlenmiştir. Bu doğrultuda psikanaltik bir okuma yapmak için ya sanatçının psikolojisi ve bilinç altına değinmek ya da eserdeki kahramanların psikolojisi ve bilinç altına değinmek gerekiyor. Ben bu doğrultuda “Yüksek Ökçeler” hikayesi için ikincisini tercih ediyor ve psikanalizin temel kavramlardan olan “id ve süper ego” kavramlarının Hatice Hanım`ın karakter ve davranış biçimindeki temsil edilme durumuna bakacağım. İlk olarak alt benliğe baktığımız zaman burası Freud`a göre bilincimizin kabul etmediği ilkel ve doyumsuz güdülerimizin, korku ve kaygılarımızın, gizli istek ve