Türk Dünyası Araştırmaları Sayı: 221 Nisan 2016 ORTA DOĞU BAĞLAMINDA JEOPOLİTİK TEORİLERE BİR KATKI Dr. Ahmet AKTER* Oz Dünyada küresel veya bölgesel çapta her önemli olayın meydana gelme sinden sonra yeni politikalar ve yeni stratejiler oluşturulma çalışmaları gözle nir. Küresel veya bölgesel olaylar; mevcut düzeni ve dengeleri bozmakta ve bir boşluk yaratmaktadır. Bu boşluğu giderecek yeni dengeler ile düzeni sağla yacak tedbirler, yeni politikalar ve yeni stratejilerdir. Bu politika ve stratejiler, jeopolitik çözümlemelerin karar alıcılarda oluşturduğu vizyoner bir bakış açısı nın yönlendirmesi sonucunda belirlenir. Jeopolitik kısaca coğrafi çevreyi dünya politikasında kullanma sanatı dır. Bugünkü anlayışa göre de yeni dünya düzenine jeopolitik durum yön vermektedir. Tarihte 20. yüzyıla kadarki mücadeleler jeopolitik teorilere göre yapılmamıştır. Teori uygulanmadan güç merkezleri teşekkül etmiştir. Ancak bugün anlayış değişmiş ve jeopolitik durum ihmal edilemeyecek bir hal al mıştır. Orta Doğu zaman içerisinde çeşitli anlayış ve görüşlere göre farklı farklı tanımlanmıştır. Orta Doğu, Dünya Adası’nın tam merkezinde her üç kıtanın bağlantı bölgesi ve her üç kıtaya açılımı olan bir konuma sahiptir. Aynı zaman da; Balkanlar, Kafkasya, Afganistan, Doğu Afrika ve Karadeniz, Hazar Deni zi, Hint Okyanusu, Kızıldeniz ve Akdeniz ile inkar edilemez bağlants bulun maktadır. Orta Doğu’yu değerlendirirken bu bölgeleri değerlendirme dışında bırakmak olası değildir. Bu nedenle Genişletilmiş Orta Doğu gibi sınırları kesin olmayan tanımlamalara da yönelinmiştir. Dolayısıyla; geçmişte ve günümüzde güç odaklarının ilgi ve menfaat alanını bu bölge oluşturmuştur ve bugün yeni bir tanımlamaya ihtiyaç duyulmaktadır. ABD’nin jeopolitik ve jeostratejik ideallerini belirleyen Başkan Eisenhower bölgeyle ilgili şunları söylemiştir: “Yalnız coğrafya bakımından bile bütün dün yada, stratejik yönden Orta Doğu’dan daha önemli bir bölge yoktur. Bütün Emekli Öğretim Görevlisi, ahmetakter@gmail.com.