1 TBMM’nde Tâbi Tutulduğu Mütalâa ve Değerlendirmeleriyle Kadın (1931-1934) Yaşar ÖZÜÇETİN * Gökhan GÜLBEYAZ ** Özet Meclis faaliyetlerinin yürütülmesi sırasındaki bütün konuşma ve davranışları ihtiva etmesi, zamanın politik şartları hakkında bilgiler vermesi nedeniyle Meclis celse zabıtları oldukça önemlidir. TBMM IV. Dönem, muhtelif diğer mütalâa ve değerlendirmeleri ile olduğu gibi, Türk kadınının medenî, siyasî ve sosyal haklarına kavuşması ve başlıca eksikliklerinin telâfi edilmesinde de, tâbi tutulduğu mütalâa ve değerlendirmelerle dikkati çeken bir başka özelliğe sahip olmuştur. 26 Ekim 1933’te Köy Kanununun 20 ve 30 uncu maddeleri kapsamında yapılması arzu edilen değişiklik hakkında; “Bu köy kanunu hakkında göstereceğimiz alâka, Türk kadını için şurada diktiğimiz âbideden daha güzel, daha insanî bir âbide olacaktır. Kanunun heyeti umumiyesi, Türk kadınına köylerde de haklarını veren bir kanundur” denilerek, Türk kadınına verilecek olan kıymetin adı geçen kanun ile daha önemli hale geldiği belirtilmiş; “Büyük günler yaşıyoruz ve hepimizin ruhu, yaşadığımız bu büyük günlerin ifadesi demek olan 10 uncu Cumhuriyet bayramının yıl dönümü gününde umumî heyecanımız işba haline gelmiştir. Cumhuriyet hayatının böyle kıymet ve kuvvet ifade eden bir gününe ayak basacağımız günün arifesinde, değerli hükümetimizin teklif ettiği işle; içinde yaşadığımız günün büyüklüğü arasındaki ahengi düşünerek bugünler içinde bize böyle bir teklif getirmiş olmasını büyük tak- dirle, büyük saygı hissiyle telâkki ediyorum” cümleleriyle, böyle bir durumun, Cumhuriyetin 10’uncu yıl dönümüne denk gelmesinden hissedilen heyecan dile getirilmiş ve “Kadınlara Köy Muhtarlığı ve Heyetine Katılma Hakkının Verilmesi” kabul edilmiştir. 5 Aralık 1934’te Meclise sunulan Türkiye Büyük Millet Meclisi İntihabatının Değiştirilmesine Dair Takrir hakkında ülkenin Başbakan’ı tarafından; “Türk kadınının, hakkı olduğu yerden ayrılıp, bir süs gibi, memleket işine karışmaz bir varlık gibi, bir köşeye konması Türk ananesi değildir. Türk ananesinin ve Türk anlayışının zıddı olan bir usuldür ki onun, Türk memleketlerinde yerleşmesi asırlarca elemlerinizi ve acılarınızı tekrar uyandırmayayım, geçirdiğimiz felâketlerin başlıcalarından ve esaslılarından birini teşkil eder” denilerek, Türk kadınının hakkı olduğu yerde bulunmamasının tasvip edilen bir durum olamayacağı ortaya konulmuş, bahsi geçen kanun, ret ya da muhalif olmaksızın mevcut olan 258 üyenin ittifakıyla kabul edilmiştir. Sözü edilen dönemde çağdaş ülkelerin birçoğunda dahi tesadüf edilmeyen medenî, siyasî ve sosyal haklar ile Türk kadınının salahiyet ve liyakatinin artık elinde olduğu, Mustafa Kemal Atatürk tarafından; “…Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer verilmiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak gerekecektir. Türk kadını, evdeki medenî mevkisini salahiyette işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasî hayatta belediye seçimlerinde tecrübe edinen * Doç. Dr. Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, Kırşehir, yozucetin@ahievran.edu.tr ** Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, gulbeyazgokhan@hotmail.com