1 ‘Kendini Bil!’ 1 Neşet Ertaş, Rousseau ve Felsefi Bir Emrin Anlam ve İçermeleri Üzerine Doğan Göçmen ÖZET İnsan kendisine bir aynada bakar gibi bakmaya başladığından beri, yani kendisini sanki iki kişiymiş gibi bölüp aynı anda hem gözleyen hem de gözlenen olma yetisini geliştirdiğinden beri ‘ben neyim?’ diye kendini ve dünyayı sorgular. Kendini bil! emri insanın kendi kedisine yaptığı çağrıdır aslında. İnsan kendisini ahlaklı olmaya çağırıyor. Bu yazı bu emrin veya çağrıya değişik açılardan ışık tutarak, konuya emrin anlamı, tarihi içermeleri bakımından açıklık getiriyor. Yazı konuyu toplumsal yapısal sorunlar bağlamına taşıdığı gibi, öznel değerler ve vicdan kurumu bağlamında da ele alıyor. Kendini bilmek. “Kendini bil!” buyruğu, halk arasında insanın ahlaki eğitimi için somut durumlarda kendiliğinden başvurulan en yaygın araçlardandır. Büyüklerimiz, özellikle analarımız ve nenelerimiz bizleri yetiştirirken, özellikle kamusal alana uygun düşmeyen yanlış davranışlarımızı düzeltmek ve kamusal alanda eyleyebilecek yetkin insan bireyi yapabilmek için bize “kendini bil” derler. Kızgınlık halini bildirmek için, aynı anlama gelen “haddini bil!” dendiği de olur. Anadolu halk ozanları arasında insana kendini nasıl bilebileceğini öğretme çabası çok yaygındır. Örneğin Âşık Veysel’in tüm türküleri ve şiirleri sanki insana kendini nasıl bileceğini farklı açılardan ve farklı bağlamlarda göstermeyi amaçlar. Bunun kökleri Anadolu’da derindir, çok eskilere uzanır. Kendini bilmek, insanın her şeyden önce kendisiyle kurduğu bir ilişki biçimidir. Türsel bir boyutu olduğu gibi bireysel bir boyutu da vardır. Hatta, türden çok bireyi hedeflendiği de söylenebilir. İlişkiye epistemolojik boyut temel oluşturur, fakat amaç ahlaki belirlenimdir. Epistemolojik olarak, insanın ne olduğunu ortaya çıkarıp göstermeyi amaç edinmektedir. Bu epistemolojik çabanın en az iki boyutu vardır. Bunlar insanın kendisine tarihsel ve mevcut durumda eleştirel bakmasıyla ilgilidir. Tarihsel olarak, insanın ‘neydi-ne-oldusu’ araştırılır. Bilinebilindiği kadarıyla insanın tarihsel olarak nasıl evrimleşip bugüne geldiği incelenir. Güncel mevcut durum analizinde insan, insanlığın içinde bulunduğu durum bağlamına yerleştirilir. Böylelikle insana kendisine aynada bakar gibi eleştirel bakma olanağını sunulmuş olur. Buna ben insanın kendisiyle yansısal ilişkilenmesi diyorum ki buna reflektif ilişkilenme de denebilir. Bu, insanın kendisine bir mesafeden bakmasıyla mümkün olur. İnsanın neliğine veya özüne dair belirlemeye böyle ulaşırız. Birey kendisine tüm insanlığa dair bu bilgilerin ışığında bir aynada bakar gibi bakabilir ve ahlaki bir kişilik kazandırabilir. 1 Elinizdeki yazı Yeniden İmece derginsinde sayı 52’de(2017) yayınlanmıştır. Prof. Dr. Kemal Kocabaş’a yazının hazırlanması konusunda cesaretlendirdiği için teşekkür ederim.