Turkish Studies International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 12/1, p. 95-132 DOI Number: http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.11414 ISSN: 1308-2140, ANKARA-TURKEY Article Info/Makale Bilgisi Received/Geliş: 06.02.2017 Accepted/Kabul: 14.03.2017 Referees/Hakemler: Prof. Dr. Erol KÜRKÇÜOĞLU Doç. Dr. Tolga BAŞAK This article was checked by iThenticate. 1952’DEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE-KÜBA SİYASİ İLİŞKİLERİNİN ANALİZİ Mehmet Sait DİLEK ÖZET Türkiye-Küba siyasi ilişkilerinin tarihsel kökenlerine bakıldığında özellikle XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren taraflar arasında çeşitli etkileşimlerin başladığı göze çarpmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti döneminde ise Türk dış politika aktörleri Meksika’daki Türk Elçiliği’ni akredite ederek (21 Eylül 1950) Küba ile siyasi ilişkileri yürütmeye başlamışlardır. Bununla birlikte taraflar 25 Kasım 1952’den itibaren Ankara-Havana arasında siyasi ilişkileri resmen kurduklarını açıklamışlardır. 1952 yılında Türkiye-Küba arasında siyasi ilişkiler tesis edilmişti ancak bu protokol bir formalite gereği yapılmıştı. Öyle ki 1950’li yıllarda iki ülke arasındaki ilişkilerin çok fazla geliştiğine dair bir işaret de yoktu. 1959 yılında ise Fidel Castro önderliğinde Küba’da iktidar ve ideoloji değişimi olduğundan iki ülke farklı cephelerde yer almak durumunda kalmış dolayısıyla taraflar arasında yakınlaşma söz konusu olamamıştır. ABD-Sovyetler Birliği arasında yaşanan Küba füze krizi, Havana- Ankara arasında 1952’de kurulmuş olan ilişkilerin daha da güç kaybetmesine neden olmuştur. Bu krizde iki süper güç, nükleer savaşın eşiğine geldiğinden kendi çıkarları doğrultusunda sorunu çözmeye odaklanmışlar bu durum da Türkiye’nin rahatsızlık duymasını kaçınılmaz kılmıştır. Türkiye’yi ve Küba’yı etkileyen füze krizi uzun yıllar iç ve dış basının manşetlerini de süslemiş ve her iki devletin ismi bu konuyla ilgili haberlerin büyük bir kısmında birlikte yer almıştır. Bu olayı müteakip uluslararası siyaset sahnesinde en çok tartışılan sorunlardan biri de Kıbrıs sorunu olmuştur. Türkiye, garantörlük hakkını kullanarak 1974’te Kıbrıs’a askeri müdahalelerde bulununca birçok Bağlantısız Ülkeler Hareketi üyesiyle, Üçüncü Dünya Ülkelerinde bu durum tereddüt ve hoşnutsuzlukla karşılanmıştır. Dolayısıyla Kıbrıs sorunu, Türkiye’nin daha aktif bir dış politika izlemesine yol açmıştır. 1974’te Ecevit Hükümeti zamanında alınmış olan, bir kısım Bağlantısız ülkelerde yeni temsilcilikler açılması kararının ardından iki taraf Doç. Dr. Atatürk Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, El -mek: mehmetsaitdilek@gmail.com