1 vahdet el istanbul 1 değişenler yanılsamasının arkasında, ancak sezgi yoluyla erişilen mertebede, vahiy yoluyla kavranan, oluşa ait herşeyle uzlaşmaz, eylemsiz, değişmez ve kendine mutlak anlamda yeterli teklik hali, kısaca ‘zamansız tekhakkındaki batınî öğretimizi açımlamak için dimdirek dalacağımız bu yazı bir gezi yazısıdır. yılankavi yolda girişilmiş çileli arayışın öyküsü esasında dikkatle takip ediniz kat kat açılan kozmik simgesellikle yüklü en lezzetli pişme yolunun gramlar mililitrelerle değil kaşık çatal şiş spatula ve metretül ölçüsüyle verilmiş tarifidir ve bu yolun yedi katı her katın yedi kapısı yedi kapının yedi bekçisi her kapıdan diğerine yedi durak yedi dolmuş ve en son durağa ulaştığı söylenen ama hiçbir fani ruhun erişemeyeceği tanrısal bir halk otobüsü bulunur. istanbul’un uzaktaki bazı semtlerine gitmek ve türlü işler peşinde koşmak için bir sabah babam ve ben erkenden kalkmıştık. semtimizin merkezinden otobüse binerek görev yerimize doğru yola çıktık. herşey yolunda idi: 1. hava iç sıkıntısı için müsait 2. özel taşıma araçları keçi bağırsağına dizilir gibi yollara dizilmiş 3. heyecan dorukta idi. saat 9 sularında yolculuğumuzun 9. merhalesinde son bindiğimiz dolmuş da aynı yolun kıvrımında sırttan vadiye vadiden de vadiye ve yine apartmanlar arasındaki sırta yolalırken ipnoza dalmış olduğunu neden sonra farkedenlerin sisli uyanışında birbirimize baktık. kentte hayat, yol; yol, aydınlanma yolculuğu; yolculuk, erenlerin hayatı idi. biz mürşitler dolmuşun arkasında anlık olarak belirip kaybolan egzos dumanının menderesinde fal bakar gibi hakikati arıyorduk. biz bir sabah 197 kuş hep beraber hepimiz birbirimizden habersiz istanbulun yoluna döküldüktü, işimize gücümüze doğru deliresiye zorlu yolculukta kendimizi bulacaktık. hepimizi aynı otobüste buluşturan ilahi plan bizleri hangi semte hangi mahalleye cennetten ne kadar uzak hangi sürgüne atmıştı? kadim düzen içinde akşam yatmıştık sabah kalkmıştık çalışacaktık akşam yatacaktık sabah kalkacaktık çalışacaktık akşam olsundu da eve gitseydik sabah olsundu da işe gelseydik bizi bu hallere düşüren birevbirotomobilbirdüğünikiçocukemeklilikveişkence ayrıcasıkıntıvememetalierbille, arayışımız ve çilemizle donanmış halde taşımızı iniş çıkışlardan yuvarladık. bir gün biz istanbul’un ki istanbul dediğimiz yeryüzü ve insanlık için bir talihsizlik talihsiz bir kent işte hiç olmasaydı daha iyi olacaktı, o istanbul’un bir yerinde kendimizi bulduğumuz semtten çıkamayacağımızı, değil bir mevsim bir sonsuzluk boyunca aynı günde kalacağımızı kozmostaki yerimizi anlamak üzre bir dolmuştan diğerine bıkmadan yeri geldiğinde akbillerimizlen iett otobüslerine aktarırken böylece sezsek de hakikati tam manasiyle idrak edebilmemiz için içimizi tarayan güvenlik noktalarını adım adım aşmamız kırk yıl ak gömleğimizle CEO kapısında hizmet eyleyüp 197 katlı şirket HQında aslanın önündeki yatırım planını kuzuya kuzunun önündeki piyasa araştırmasını aslana geçirecek sinerjiyi yaratıp değme elit kariyer avcısını işsiz bırakan tuzakları bertaraf ederekten çözülmemiş sorun bırakmamış uzman yöneticileri bile aciz bırakan bilmeceleri bir bir çözecek projeleri geliştirmemiz yedi gezegene tek tek tırmanıp sabit yıldızların ebedi rotasyon dergâhı ile aynı katta bulunan toplantı salonuna açılan kapılardan geçmemiz gerekecekti. bir dolmuştan bir diğerine bitmeyecek bir yolculuk içre istanbul’da istanbuldan içre sınırsızca kendi üstüne dönüp duran helezonik örgüsüyle, kenarısıra dizilmiş bembeyaz pvc doğramalardaki anlamsız yansımalarda arzın parıldayıp kaybolduğu, tanrısal olanın bize kendini cimrice hatırlattığı, yıldızın ışığından yana en fakir en dipte en tozlu, ruhumuzun 197inci göçünde bile hala evrimin domuzdan yukarıdaki basamaklarına yükselemeyişinin müsebbibi dünyeviliğin kötücül çamuru ve eksi 197inci bodrumdaki rutubetli köle dairesi ve kutsanmışların üçüncü kat temiz kombili ilahi katı ve suretinin negatifi yedi katlı mozaik perdeler arasında kıvrılan kaosun açgözlü sınır bekçisi ilahi yılanın üstüne pul pul sıralanmış bakkal berber perdeci manifaturacı bilgisayarcı süpermarket ve hırdavatçıdan müteşekkil olan yolumuzun sonuna 1 Nizam Sönmez. Vahdet el İstanbul. Kmim (Mimarlar Odası Kocaeli Şubesi yayını), No. 2, 02/2007.