30.01.2017 12:55 Kaos GL Dergi Sayfa 1 / 3 http://www.kaosgldergi.com/sayfa.php?id=138 Transseksüelliğin Sosyal Temsilleri Umut Şah Sayı: 118, Sayfa: 50-51-52 Toplum, çoğu zaman, insanların basitçe yan yana gelmesiyle oluşan durağan ve sabit bir yapı olarak düşünülür. Oysa sanıldığının aksine, toplum böyle basitçe ve hazır bir biçimde var olan bir gerçeklik değildir; kendileri de toplumun üyeleri olan bireyler tarafından sürekli olarak inşa edilir. İşte, sosyal temsiller de gerçekliğin gündelik bilgi içinde inşa edilmesi sürecinde ortaya çıkarlar. Başka bir ifadeyle, sosyal temsiller, bireylerin veya grupların toplumsal gerçekliği inşa etmelerine/yeniden inşa etmelerine ve ona bilindik bir anlam atfetmelerine ilişkin zihinsel bir etkinlik sürecinin ürünleridirler. Moscovici (1981), sosyal temsilleri, “bireylerarası iletişim yoluyla gündelik hayatın akışında ortaya çıkan kavramlar, ifadeler ve açıklamalar” şeklinde tanımlar (s.181). Diğer bir deyişle, sosyal temsiller, bireylerin dünyayı anlama ihtiyacını karşılamak için, gündelik tartışmalar ve iletişim karmaşasında ortaya çıkan/inşa edilen ve çoğunluk tarafından paylaşılan düşüncelerdir (Moscovici, 1984). Sosyal temsiller, gündelik konuşma ve düşünme içerisinde çoğu zaman, diğer bazı benzer kavramlarla karıştırılır; ideoloji, kanaatler, tutumlar, imajlar, vb. Bu kavramlar farklı alanlara tekabül ediyor olmakla birlikte, sosyal şüncenin doğası içinde birbirleriyle etkileşim içindedirler ve özelden genele doğru “kanaatler, tutumlar, temsiller ve ideolojiler” şeklinde sıralanabilirler. Buna göre, “kanaat herhangi bir şey (obje, olgu, kişi, vb.) hakkında ifade edilen görüşü, tutum kanaatin dayanağını, temsil tutumun dayanağını ve ideoloji de temsillerin dayanağını ya da çerçevesini oluşturur” (Bilgin, 2008). Moscovici’ye (1981, 1984) göre, sosyal temsiller, toplum içindeki bireylerin aşina olmadıkları yeni fenomenleri/olguları sağduyu ile anlama, açıklama ve bilindik hale getirme çabalarının sonucu olarak şekillenirler. Toplum, -inşa edilmiş olmakla birlikte- bir ölçüde “nesnel” bir gerçeklik olarak, insana yerleşebileceği bir dünya sağlar. Bu yerleşik dünyaya yabancı olan fenomenlerle karşılaştıklarında, toplumun üyesi olan insanlar, bu yabancı fenomenlerin sosyal temsillerini oluşturarak, onları gündelik iletişim akışı içine yerleştirirler ve böylece onları gündelik bilginin bir parçası haline getirirler (medya ve diğer kitle iletişim araçları, belirli temsillerin yerleşmesini ve yayılımını sağlayarak, bu süreci oldukça etkilerler). Bu çerçevede, transseksüelliğin de bizim toplumumuz açısından kısmen yeni bir kavram olduğu ve toplumsal bilgi dağarcığımızda transseksüelliğin sosyal temsillerinin daha yeni yeni (özellikle 1990lardan sonra) oluşmaya/inşa edilmeye başladığı söylenebilir. Bu yazıda, transseksüelliğe ve transseksüel bireylere ilişkin sosyal temsilleri incelemiş olduğum yüksek lisans tez çalışmamdan elde ettiğim bulguları kısaca aktarmaya çalışacağım (Tez çalışmamda, transseksüelliğin yanı sıra cinsel yönelim, heteroseksüellik, eşcinsellik ve biseksüelliğin de sosyal temsillerini inceledim; bkz. Şah, 2009). Söz konusu çalışmada yaşları 17 ile 35 arasında değişen 325 üniversite öğrencisi ve mezunundan “Transseksüellik deyince aklınıza ne gelir? Sizce transseksüellik nedir?” ve “Transseksüel birinin nasıl bir insan olduğunu düşünürsünüz? Sizce transseksüel biri nasıl bir kişidir?” sorularına yanıt vermelerini istedim ve verdikleri cevapları içerdikleri ortak argümanlar/temalar açısından analiz ederek bunlara ilişkin olası sosyal temsillere ulaşmaya çalıştım (burada aktarılan sonuçlara ilişkin olarak katılımcıların birebir ifadeleri için; bkz. Şah, 2009). Katılımcıların ‘transseksüelliğin’ ne olduğuna dair verdikleri yanıtlara bakıldığında, öne çıkan iki argüman var; bunlardan birincisinde (%38,2) transseksüellik “cinsiyet değişimi yapmak/cinsiyet değiştirmek” şeklinde, diğerinde ise (%19,7) “karşı cins gibi hissetmek, davranmak ya da giyinmek” şeklinde tarif ediliyor. Bunların dışında, soruları boş bırakan veya ‘bilmiyorum’ cevabını veren katılımcıların oranı da oldukça yüksektir (%22,4). Tüm yanıt kategorileri bir arada ele alındığında, transseksüelliğin birbirinden farklı olan ancak birbirini tamamen dışlamayan iki sosyal temsilinden söz edilebilir; ‘cinsiyet değişiminin ifadesi olarak transseksüellik’ ve ‘karşı cins gibi giyinmek/davranmak anlamında transseksüellik’. Birinci temsilde, transseksüellik, bireylerin “ameliyatla mevcut biyolojik cinsiyetlerini değiştirmeleri, karşı cinsiyete geçiş yapmaları” anlamında tasavvur ediliyor. Yani birey, operasyon sonucunda erkekse kadın kadınsa da erkek olur ve biyolojik olarak geçiş yaptığı yeni cinsiyetin niteliklerini kazanır. Bu cinsiyet değiştirme isteği ise bu bireylerin kendilerini karşı cins gibi hissediyor olmalarından kaynaklanır. İkinci temsilde de –diğerinde olduğu gibi- transseksüellik, bireylerin doğuştan sahip oldukları cinsiyetlerinden memnun olmama durumuyla ilişkili olarak tarif ediliyor. Buna göre, bu temsilde transseksüellik, “bireyin mevcut cinsiyetinden memnun olmaması, kendisini karşı cins gibi hissetmesi ve buna uygun olarak da karşı cinsin rollerini benimsemesi, karşı cins gibi giyinmesi ve davranması” anlamına geliyor. Yani, birey, mevcut cinsiyetinden hoşnut olmadığı ve kendini karşı cinsi gibi hissettiği için, karşı cinsten biriymiş gibi giyinir ve davranır. Ancak burada transseksüelliğin travestilikle karıştırıldığı söylenebilir. Çünkü bu temsilde, transseksüellik, sadece karşı cins gibi hissetmeyi, giyinmeyi ve davranmayı içermektedir; yani cinsiyet değiştirmeye yönelik herhangi bir operasyon söz konusu değildir. Bu şekilde bir tanımlama ise transseksüellikten ziyade travestilik kavramına denk düşmektedir (Tuzer, 2004; Ataman, 2009). Abonelik başlangıç tarihi (yıl-ay) : 2016-11 Abonelik bitiş tarihi (yıl-ay) : 2017-11 Merhaba, Umut Şah ANA SAYFA DERGİ GÜNCEL SAYI GELECEK SAYI ARŞİV DOSYALAR ABONELİK İLETİŞİM ARAMA Kaos GL Kaos GL Derneği Anti-Homofobi