23 Sosyoloji Notları ŞİDDETİN TANIMLANMASI VE SİMGESEL ŞİDDET Cihad Özsöz * Şiddetin Tanımlanması Hangi bilim dalı için olursa olsun şiddet kavramının tanımlanması her zaman zor olmuştur. Her bilim dalının ayrı bir noktadan şiddete yaklaşması ve o noktalar üzerinden farklı yorumlar yapması sonucu uçsuz bucaksız bir tanım evreniyle karşı karşıya kalırız. Şiddetin kişilere ve fikirlerine yönelik fiziksel veya dolaylı baskı ve zor içermesinin yanı sıra, onun kime karşı uygulandığı ve hangi amaca hizmet ettiği sorularının sorulması çok farklı şekillerde ele alınmasını olanaklı kılmıştır. Bir diğer önemli etken de toplumun sürekli değişime uğrayan bir yapıya sahip olması ve bu nedenle şiddetin de sürekli dönüşüme uğramasıdır (Ünsal 1996: 34). Engels’in şiddet tanımı yaparken “günümüzde” ifadesini kullanması bu savı doğrular niteliktedir; “günümüzde şiddet ordu ile donanmadır ve her ikisi de hepimizin bildiği gibi hepimize korkunç pahalıya mal olmaktadır” (Akt. Micaud 1991: 22). Şiddetle ilgili ilk bakışta dikkat çeken durum onun belli eylemleri gerçekleştirenlere değil, şiddete maruz kalan ya da tanık olan kişilere ait bir kavram oluşudur (Riches 1989: 12). Burada alıntılanan tanımların çok büyük çoğunluğunun da şiddeti bu açıdan yorumlamaya çalıştığını söylemek mümkündür. Kelime anlamı olarak bakıldığında İngilizce ve Fransızca arasında ilgi çekici bir nüans vardır. İngilizce’de şiddet “fiziksel saldırı ve yasadışı bir haksızlık” olarak tanımlanırken, Fransızca’da buna “rıza göstermesini sağlamak için birisine baskı uygulama” tanımı eklenir, yani fiziksel olmayan bir şiddetin de varolabileceği vurgulanır (Copet-Rougier 1989: 69). Türkçe * Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Yüksek Lisans Mezunu Copet-Rougier’in bu şiddet tanımı benzer ifadelerle “fiziksel zor yoluyla sınırlama veya tahrip ve sözlükte de İngilizce’de olduğu gibi kaba kuvvet uygulama kısmına vurgu yapılmaktadır (TDK). Yves Micaud tarafından yapılan kapsamlı bir tanım şiddetin “bir karşılıklı ilişkiler ortamında taraflardan birinin veya birkaçının doğrudan veya dolaylı, toplu veya dağınık olarak, diğerlerinin veya birkaçının bedensel bütünlüğüne veya törel (ahlaki, moral, manevi) bütünlüğüne veya mallarına veya simgesel ve kültürel değerlerine, oranı ne olursa olsun zarar verecek şekilde davranması” olduğunu söyler (Micaud 1991: 11). Bu tanım, ulaşılabilen tanımlar içerisinde şiddet kavramı için en kapsamlı çerçeveyi sunan tanımlardandır. Onun maddi ya da manevi birçok noktadan ele alınabildiğini göstermesi açısından da oldukça faydalı görünmektedir. Bu tanıma, ilk akla gelen tanımlardan olması sebebiyle John Keane’in “huzur içinde yaşayan bir kişinin bedenini, bilerek ya da kısmen bilerek, o kişinin istenci dışında fiziksel olarak ihlal etmek” tanımı da eklenebilir (1998: 16). Burada fiziksel ihlal tanım gereği dile getirilmektedir. Şiddetten bahsederken fiziksel zor kavramından söz etmemek eksiklik olacaktır, ancak şiddeti fiziksel zora indirgemek de uygun bir analiz biçimi değildir (Corbin 1989: 45). Kimi düşünürler ezilenlerin özgürlüklerini yeniden elde etmek için şiddeti kullanma hakkına sahip olduklarını iddia ederlerken, kimi düşünürler de şiddetin her türlüsünün kötü olduğunu ısrarla vurgulayıp barış ortamının sağlanması gerektiğini ileri sürmektedirler. Şiddetin bir karşı tepki olarak ortaya çıkışına dair belirlemeler araştırıcıların ilgisini şiddetin toplumun yapısında yer aldığı düşünülen gizli şiddete karşı bir tepki biçiminde de ortaya çıkabileceği gerçeğine çevirmektedir (Akt: Keleş bu fiziksel yolun hukuk ötesi olarak değerlendirilmesi” şeklinde de aktarılmaktadır (Parkin 1989: 250). Sosyoloji Notları, Sayı: 7, 2009, s. 23-29