1 TARIK BUĞRA’NIN OSMANCIK ROMANININ TAHLİLİ 1.Basım 1982 53.Basım İstanbul, Ekim 2013 1 Ötüken Neşriyat A.Ş. 356 Sayfa Tarık Buğra Hakkında Tarık Buğra Konya’nın Akşehir ilçesinde 1918 yılında doğmuş 1994’te İstanbul’da vefat etmiştir. “ Damdan düştüm, kızıla yakalandım, sıtmaya tutuldum; ilkokulda, ortaokulda, lisede, üç defa, geçici olarak kovuldum, beş kere işsiz kaldım, ağır bir depresyon geçirip kuduz oldum diye tutturdum; zorla, doktoru tehdit ederek kuduz iğnesi yaptırdım, çok, çok eskilerde, hayâl meyal hatırlarım, âşık oldum…” diye özetler Töre Dergisi’nden Yağmur Tunalı’yla yaptığı söyleşide hayatını. Bir edebiyatçı olmaya kara verdiği o günleri de; “Kısacası, edebiyata şuurlu uyanışım, bu sizin deyiminiz, benim deyişimle de, yazar olmaya karar verişim, evet, on yedinci yaşımda, benimsediğim örneklerle, insanı ve insan ilişkilerini, insan kaderini anlatmaya değer buluşumla başlar: İnsanı ilişkileri ve kaderi içinde ben de yorumlamalıyım tutkusu o karar.” Sözleriyle anlatır. Tabi ki tek nedenin bu olmadığı ailesi, yetiştiği çevre ve okuduğu okullardaki hocalarının da bu kararı almasında zemin oluşturduklarını söyler. İlk hikayelerinden olan Oğlumuz, Havuçlu Pilav Meselesi ve Buhran ile yazmaya başlayan Buğra bunların hepsinin birer evlilik hikayesi olduğunu ve 1948 başlarında Çınaraltı Dergisi’nde yayınlanmak üzere Yusuf Ziya Ortaç’a götürdüğünde onu bekar olduğuna inandıramadığını anlatır. Çünkü bu eserler çok iyi kurgulanmış evlilik hikayeleridir ve evli olmayan bir insanın böyle şeyler yazmış olması Ortaç’ı şaşırtmıştır. Özellikle Oğlumuz adlı hikayesini yazmasında Mehmet Kaplan’ın büyük etkisi olduğunu anlatır. Ayrıca bu hikayenin kendisi için bir dönüm noktası olduğunu ve bir çok yayınevi ve dergiden bu hikaye sayesinde iş teklifleri aldığını anlatır. Tarık Buğra şiir yazmayı da denediğini fakat istediği yeterlikte ürünler ortaya çıkaramadığı için vazgeçtiğini söyler. Bunun yanında kendisi yazamasa bile edebiyatımızda çok güzel şiir eserlerinin verildiğini ve bunları çok beğendiğini hatta şapka çıkartacağı eserlerin olduğunu söyler. Sonrasında da “Ve, onları yazanlar için; " Ah, ne olur, on tane yazacağına bir tanesi için çalışsan" diyorum. Çok şiir, şiirin ve şairin düşmanı. Yunus'ta bile böyle bu. Yahya Kemâl bile gerekenden fazla yazmış. Ötesini varın siz hesap edin.” diye ekler. 1 YapılaĐak alıŶtılarıŶ sayfa Ŷuŵaraları ďu ďaskıya aittir.